29 Ekim 2016

Tüm Nachnuch çantalar kredi kartına 3 taksit



Bugün büyük bir iş başardım. Diktiğim tüm çantaları online satış için internet sitesine yükledim. Fotoğraflayamadıklarımı da ayırdım. En kısa sürede onları da fotoğraflayıp siteye ekleyeceğim.

Yılbaşı yaklaşırken annesine, sevgilisine, eşine dostuna hediye arayanlar için güzel bir hediye alternatifi olacağını düşündüğüm ürünler var.  Ayrıca altını çizerek, yeniden belirtmek isterim ki Nachnuch'un en büyük özelliği seri üretim şeklinde olmayışıdır. 

Her ürünün birbirinden farklı olmasına gayret gösteriyorum.  Fermuarlarında, iç ceplerinde farklı renkler kullanıyorum. Yani bir üründen onlarca bulmanız mümkün değil. Böylelikle satın almış olduğunuz çantalar tamamen size özel oluyor. Böyle bir hediye almayı kim istemez ki. 

Bu sene hedefim beylere satış yapabilmek. Kız arkadaşıma ne alacağım derdinden onları kurtarmak istiyorum.

Bunun yanı sıra eklediğim site sayesinde, kredi kartınıza 3 taksit seçeneğini ile alışveriş yapabiliyorsunuz.
İlgilisine duyurulur.





Paylaş:

27 Ekim 2016

İnternette en fazla vakit geçirdiğim siteler

Az önce açtım bilgisayarı  ve düzenli olarak girdiğim sitelere bir göz attım. Tam bir şeyler okurken, aklıma bu siteleri blogumda paylaşma fikri geldi. Soluğu hemen burda aldım.


Bilgisayar karşısındaysam, açık olan pencerelerden birinde her zaman  blog sözlük oluyor. Oldukça samimi ve sıcak bir ortamı var. Aklıma geleni yazıyorum. Yeni ve farklı şeyler okuyorum. Çok güzel kitap okuma etkinlikleri var. Katılmadan edemiyorum. Blog sözlüğü keşfetmek ve yazmak isterseniz, sizin için davet kodu temin edebilirim. 



2. sırada  1000kitap  adlı site var.

Akışını okumayı çok sevdiğim için 2. sırada yer alan site 1000kitap. Kurucularına helal olsun diyorum. Kitaplar hakkında bir çok bilgi almanızı sağlıyor. Kendinize hedef koymanızı ve hedefinize odaklanmanıza yardımcı. Ben bu site sayesinde okunacaklar listeme bir çok yeni kitap ekledim. En sevdiğim yanı ise kitaplardan yapılan alıntılar. Kitapta sizi etkileyen bir satırı yazıp, herkesle paylaşma imkanı tanıyor. Bunların yanı sıra, üyelerin kitap incelemelerini oldukça başarılı.


3. sırada Blogger var.

Takip ettiğim bloglarda yeni neler paylaşılmış diye düzenli baktığım yerler arasında tabiki  blogger .com geliyor. Düzenli olarak blog okurum. Okurken zevk aldığım blogları yorumsuz bırakmamaya çalışırım. 



Talihsiz bir dönemden geçti vikitap. Site yavaşlığından dolayı kitap severleri kendinden soğuttu açıkcası. Lakin benim gibi kopamayan üyeleride yok değil. Tüm kitap arşivim orada olduğundan okuduğum kitapları eklemeye devam ediyorum. 

5. sırada Pinterest  adlı site var.

Aklıma bir tasarım gelince ilk kurcaladığım sitelerin başında pinterest gelir. Fakat bakmaya başlayınca saatlerin nasıl geçtiğinin farkına varmıyorum. Bu nedenle biraz zararlı. Bir göz atayım dediğimde en az 1-2 saatimi benden çalıyor. Lakin sonuçta güzel şeyler tasarlamama yardımcı olduğundan pek de şikayetçi değilim. İşimin bir parçası (hatta en önemlisi ) çok fazla görsel görebilmek. Bambaşka şeylerden esinlenebiliyorum. Harmanlayıp farklı renkleri kullanabilmeyi bu kadar fazla görsele bağlıyorum ben. 

İşte benim vakit geçirmekten zevk aldığım siteler bunlar. 

Sizin vakit geçirmekten hoşlandığınız siteler hangileri?



Paylaş:

21 Ekim 2016

And Then There Were None Mini Dizi


Geçen gün minicik bir dizi izledik. "And Then There Were None ". Aslında dizi olarak değil de 3 saatlik bir film olarakta yayınlanabilirmiş. Biz bir oturuşta tüm bölümlerini izledik. Çünkü oldukça merak uyandırıcıydı ve akıcıydı. 

Gizemli insanların bir araya toplandığı ve türlü türlü cinayetlerin birbiri ardına sıralandığı bir kurguya sahipti. İnsanı ürkütecek kareler olmasa bile tüm gerilimi size yansıtabilen bir çekim tekniği kullanılmış. Bu açıdan diziyi başarılı buldum. Sonunu tahmin edemeden izlemek ise çok keyifliydi. Bizim için sürpriz bir son ile bitti.
Bu aralar ne izlesem izlesem diye düşünüyorsanız bu dizi güzel bir alternatif olabilir. Dizi hakkındaki düşüncelerinizi yazarsanız sevinirim.
Keyifli seyirler.



Paylaş:

17 Ekim 2016

Sosyal hayata hızlı bir dönüş

Burun ameliyatımın üzerinden 2 hafta geçti. Bütün ağrılı sızılı dönemi geride bıraktım. Şu an tek sıkıntım burnumun biraz fazla kuruması. Onu engellemek içinde bir sıvı kullanıyorum. İstanbul sezonunu da kapattım. 2 hafta yetti bana. Amanın o ne kalabalık öyle. İçinde yaşadığım zaman alışkanlıktan olsa gerek, böyle sıkılmıyordum kalabalıktan, trafikten.
İstanbul'da son haftam güzel geçti. Pamuk şekerim beni ziyarete geldi. ( kız kardeşime sesleniş şekillerimden sadece biri bu.) Beraber Moda sahile gittik. Hafta içi gezdiğimiz için ortalık gayet sakindi. Kadıköy'e gitmişten bu aralar vizyonda olan " Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukaları" izledik. İkimizde  Tim Burton hayranıyız. Tüm filmlerini  izlemeye bayılıyoruz.  Bu filmi de severek izledik. Aslında üç boyutlu izlemeyi isterdim lakin gözlük takmak şimdilik yasak. Bunun haricinde de işin en güzel tarafıda kişi başı 12 TL ye filmi izledik.( Gişedeki kişi öğrenci bileti kesmiş bize.)
Genelde pamuk şekerim beni ziyarete geldiğinde ya Beşiktaş'a, ya da Taksim'e giderdik gezmeye. Bu defa tüm rotamızı değiştirdik. İstanbul'un güzel havasını değerlendirip Kanlıca sahile gittik. Kanlıca yoğurdu yemeden de dönmedik tabii. İstanbul'da sakin mekan bulmak zor. Bizim şansımıza Kanlıca'da oldukça sakindi. Cumartesi günü de tası tarağı toplayıp canım İzmir'e geri döndük.
Şimdi 2 aydır boşladığım Nachnuch ile ilgilenme zamanı. İstanbulda olan kumaşlarımı anneme taşıdım. Bir odada minik bir atölye kurarım artık.  Krakow'a dönmeden bol bol çanta dikmek istiyorum. Bu arada ben buralardayım. Eğer çanta siparişleriniz varsa bana yazarsanız dikip hemen gönderebilirim.
İşte 2 haftanın özeti böyle bende. Sık sık yazmaya devam etmeyi umarak şimdilik size sevgilerimi gönderiyorum.



İşte benim pamuk şekerim.



Bu foto ise yeni halimin ilk karesi.Tamponlarım çıktıktan bir gün sonraki halim. Ben telefondayken pamuk şekerim çekmiş.



Moda sahilinde bi fotoğrafımız olmazsa olmazdı. Bu karede yüzüm oldukça şiş. 










Paylaş:

5 Ekim 2016

Burun ameliyatında 4. gün

Bugün 4. günümdeyim. Genel durumum oldukça iyi. Panda gibi şişen yüzüm genel olarak inmeye başladı. Bugün yanaklarım bayağı indi. Morluklarımda sarıya dönmeye başladı. Şu an tek sıkıntım devamlı akan burnum. Silikon tamponlar nedeniyle bu akıntı normalmiş. Birde benim alerjik bir bünyem var. Onun için akıntım diğer hastalara göre daha fazla olabilirmiş. Dün akşam alerji ilacına başladım. Amanın o ilaçta bana bir uyku verdi ki anlatamam. Tüm gece kesintisiz uyumuşum. Ayrıca bu gece bir cesaret geldi. Pansumanımı kendim yapayım dedim. Demez olaydım. Dikişleri temizlerken içim bir fene oldu. Kulak çınlaması ile bir anda etraf dönmeye başladı. Anneme seslendim. Canım benim o da tedirgin oldu tabii. Birde kızdı bana. Neden kendi başına uğraşıyorsun diye. Lakin öyle tatlı uyuyordu ki uyandırmak istemedim. Neyse kazasız belasız atlattım o pansumanımı da. Her geçen gün benim lehime işliyor artık. Heyecan içinde Pazar gününe odaklandım. Burumdan nefes alabileceğim günü iple çekiyorum artık. Devamlı ağız kuruluğu beni çok rahatız etti bu süreçte. Bugün aslında biraz dışarı çıkıp gezmek istiyordum. Gelin görün ki İstanbul'da hava bozdu. Bütün gün televizyon izliyorum. Ne kadar saçma sapan program varsa hepsini izledim diyebilirim. Ondan da sıkıldım. İnternet paketimde sınırlı olduğu için dizi izleyemiyorum. Ameliyattan önce başladığım "Gömülü Şamdan" adlı kitabı dün bitirdim. Oldukça beğendim kitabı. Hafif ve kaliteli bir kitap okumak isteyenlere tavsiye ederim. Bugün de Ejderha dövmeli kız adlı kitaba başladım. İlginç bir başlangıcı var. Kitabın ilk sayfalarında Polonyadan bahsetmesi de ayrıca dikkatimi çekti. Herkesin severek okuduğu ve sonradan filmleştirilen kitabı merak ediyordum. Şimdi okumak için doğru zaman. Yoksa şu magazin programları ile evlendirme programlarından gına geldi bana.
Paylaş:

3 Ekim 2016

Burun ameliyatı

Cumartesi günü sabah burun ameliyatımı gerçekleştirdik. Garip bir şekilde hiç bir heyecan duymadan gittim hastaneye. En son hatırladığım şey seydeye yatışımdı. Sonrası bende yok. Gözümü açtığımda odamdaydım. Doktorumun dediğine göre ameliyatım çok başarılı geçti. %80 tıkanıklığın olduğu yerde birde kemik çatlağı varmış. Doktor küçükken düşmüş mü diye sormuş. İlk okulda bir kez düşüp kolumu kırmıştım. Annem o vakit burnumunda kanadığını ama çok önemsemediklerini söyledi. Ameliyatta oraya müdahale edince de sağ gözüm mosmor uyandım. Şimdi panda gibi bir yüze sahibim. Bugün üçüncü günüm ve yüzüm oldukça şişti. Bunlar normal süreçte yaşanacak şeyler dedi doktorum. Sakın korkma, bu süreç geçici dedi. İnsanın sadece bu süreçte pozitif olması lazım. Yoksa kimse yüzünün darmadağın olmuş haline bakıp, ooo keyfimde yerinde diyemez. Ben her baktığımda haftaya bugün hiç bir şeyin kalmayacak Yasemin diyorum. Bugün ilk iki güne göre daha iyiyim. Blog yazabilecek kadar iyiyim. Şimdi heyecan içinde tamponlar çıkınca nasıl bir burun ile karşılaşacağımı merak edip duruyorum. Bu arada tampon yerine silikon plak koyuyorlarmış. Böyle olunca burun içinde sıvı akışı genize doğru olmuyor. Devamlı bir akıntım var. Bununda normal olduğunu söyledi doktorum. Günde 2-3 kere pansumanını yapıp bıyık gibi bir tampon yerleştiriyorum. Akan sıvı orada toplanıyor. Bunun dışında ağrım var. Düzenli ağrı kesici alarak oldukça hafifletebiliyorum. Lütfen iyi dileklerinizi eksik etmeyin. Bu hafta pıt diye geçsin ve şu tamponlar çıksın ki ben de rahatlayabileyim. Fotoğraflarım pek iç açıcı değil. Onun için burada paylaşmıyorum. Merak edenler, doktorumun instagram ve facebook hesaplarına bakarak görebilirler.
Facebook 
İnstagram 


Paylaş: