8 Ağustos 2016

Kahve, çikolata ve bilgisayar üçlüsü

Hava iç güveysinden hallice buralarda. Bende yaza benzeyen bu günleri kaçırmamak için çok fazla bilgisayar başında vakit geçirmiyorum. Akşamaları ise vaktimin çoğunu blogsözlük alıyor.


Bugün bu satırları yazmamı yeni aldığım kahveye borçluyum. Evde french press yöntemi ile kahve yapıyorum (üşenip nescafe içtiğim vakitler hariç). Bu defa lavazzanın kahve çekirdeğini aldım. Yumuşak bir içimi var. Bunun yanı sıra harika bir kokuya sahip. Çekirdeği evde çekip tazecik kahve yapmanın artısı olsa gerek.Kahve sever olarak, günün her saati tüketebilirim. Hatta gece kahve içersem uykum geliyor resmen. Aslında bir ara daha güzel kahve yapabilmek için makineleri araştırdım. Amanın ne pahalı şeyler onlar öyle. Bir cappuccino keyfi için verilmez o kadar para. Onu alacağıma dışarıda içsem daha karlıyım.Blog yazma konusuna deyineyim birazda. Aklımda bin türlü düşünce var. İşte bunu oturup yazarım bir ara diyorum. Diyorum da kime diyorum. Dediğimle kalıyorum. Aklımdakileri bir türlü yazıya dökme aşamasına geçemiyorum. 

Zaten iş güç konularına hiç değinmek istemiyorum. Nachnuch'un işleri pek yolunda değil. Türkiye satışlarım yolunda lakin istediğim yurtdışı pazarına giriş yapabilmek. Azıcık girişken olsam ne güzel şeyler başarabilirim de yok bende o ışık. Etsy dükkanımı da kapatmıştım bir süre önce. Şimdi yeniden açmayı düşünüyorum. Bunlar kendi işim için çabalarım. Bu sıkıntılar bir yana, ofis ortamında çalışmayı özledim desem şimdi, yapma Yasemin rahat mı batıyor diyeceksiniz. Çalıştığım zamanlarda, bir arkadaşım evde oturmaktan dert yansa, aynı düşünceleri bende aklımdan geçirirdim. Lakin ne demiş atalarımız, davulun sesi uzaktan hoş gelir. İlk başlarda güzel gelen sürecin yavaş yavaş sonuna geliyorum. Sıkılıyorum evde vakit geçirmekten. İş yeri ne kadar kötü olsada,  bir iki kişi ile muhabbet etmek, farklı şeylerden konuşmak insanın havasını değiştiriyor. Bunu gün içinde tek bir kelime etmediğim günlerde daha iyi anlar oldum. Çok diretsemde içinde sürüklendiğim depresyondan kaçamıyorum. Bu konuda oto kontrolü elimde tutmak için bir çok video izliyorum. Enerji hakkında yazılan ve söylenen şeyler bana oldukça mantıklı geliyor. Bu nedenle enerjimi yüksek tutmaya çalışıyorum. Sanki bunu başarabildiğim günler daha endişesiz geçiyor. 

Yaz bitmeden bir Türkiye'ye gidebilsem süper olacak. Kız kardeşimle tatil planları yapıp duruyoruz. Gidebilmek için oturum kartım ile ilgili bir pürüzü çözmem lazım. O belirsizlik çözülür çözülmez, bileti alıp İzmir yolcusu olacağım. Türkiye'de halletmem gereken işler var. Onlarıda yoluna koyarsam aklımı meşgul eden bir konudan daha kurtulmuş olacağım.  Kafayı boşaltmak lazım. Doldur doldur da nereye kadar.





Paylaş:

8 yorum :

  1. Fotoğrafa bakınca içimi bir huzur kapladı. Evimde böyle bir yazma olanağım olsa diye aklımdan geçirirken, sonrasında gelen 'davulun sesi uzaktan hoş gelir' lafıyla kendime geliverdim. Dediğine katılıyorum işyerinde ne kadar sıkılırsak sıkılalım, 2 laf edince yada birilerinin konuşmalarını işitince insanın kafası dağılıyor. Evde çalışmak bir hayli güç olmalı ama biraz da zevkli :) Yine de ortamın çok güzelmiş bunun hatırına bile katlanılır :) Biraz dinlenince yüksek bir enerjiyle çok güzel işler çıkarırsın. Sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. voltranı oluşturuyorlar dimi :):)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. İnternetten fotoğraf arayarak zaman kaybedeceğime hemen çekiverdim bir tane. Teşekkür ederim.

      Sil
  4. Ben de işe gideceğime keşke sizin yerinizde olsaydım dedim içimden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herşey kararında güzel oluyor. ;) Keşke daha esnek saatlede çalışabilme imkanı olsa insanların ve daha çok vakit ayırabilseler kendilerine.

      Sil

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.