24 Mayıs 2016

Kışlıkları dolaplara gönderme vaktidir.

Geldi, yok yok gelmez dediğimiz sıcaklar artık bizimle. Bu nasıl bir tezattır. Daha geçen hafta 8 derece olan hava, bu hafta 25 derecelerde geziniyor. Kış buralarda uzun sürdüğünden bir türlü yazlık, kışlık ayrımı yapamamıştım. Bugün şeytanın bacağını kırdım. Tüm kışlıkları kaldırdım ortalıktan. Bir yandan da bu hafta sonu gideceğimiz deniz tatili için neler varmış elimde diye baktım. Buraya gelirken aklımda hiç deniz tatili yapmak yoktu. Bu nedenle tüm eşyalarım İzmir'de. Şimdi herşeyi yeniden almak zorunda kaldım. Aslına bakarsanız birazda mutlu oldum. Tamamen yeni cicilerimle gideceğim tatile. Bugün gidip güneş kremlerini de alırsam, tatile hazırım demektir. ( aaa unuttum, birde kendime bir plaj çantası dikmeliyim.)

Bavul hazırlamak benim için eziyet resmen. Neyi götürüp neyi götürmeyeceğime bir türlü karar veremiyorum. Öyle bunu da giyerim diye yanıma saçma sapan şeyleri almakta istemiyorum. Bavul hazırlama olayında erkeklere hayranım. En uzun 1 saatlerini alıyor hazırlanmaları. Biz hanımlar ise neredeyse bir gün ayırıyoruz bu işe.

Tatil dönüşü ise farklı bir heyecan beni bekliyor. 1,5 yıldır buradayım. Daha kimse ziyaretimize gelmemişti. Annem şeytanın bacağını kırıyor. Şimdiden tüm planları yaptım. Annemi götüreceğim yerlerin listesi hazır. Birlikte çok güzel vakit geçireceğimizi biliyorum.

Planlarda değişiklik olunca istanbul'a gitme işini erteledim. Buralarda yaz ayı gayet güzel geçiyor. Kış gelmeye başladığında kaçarım Türkiye'ye.

Tüm bu hazırlıkları yaparken bir yandan da harıl harıl dikiş dikiyorum. Şimdilerde favorim sırt çantaları. Birçoğu satıldı. Tatil dönüşü Etsy'e ürün eklemeye başlayacağım. Yurtdışı satışı için biraz kolları sıvamak lazım.
















Paylaş:

17 Mayıs 2016

Postacı kapıyı bir kere çalar

Bendeki durum özeti başlıkta saklı. Birçok kumaş siparişim vardı. Teker teker gelmeye başladılar. Postacı her gün bir paket ile kapımı çalıyor. Artık adamdan utandım vallahi. Ne almış bu kız, minik minik paketlerin içinde getirip duruyorum diyordur. Bugün paketi verirken dedim bir kaç paket daha gelecek. Olsun, sorun yok dedi. İçim rahatladı. Şansıma da ingilizce biliyor. Lakin halen ismimi okuyamıyor.
Lehçede "y" harfi "ı" sesini veriyor. Hal böyle olunca da Yasemin'i görünce, iki sesli harf yan yana gelmiş, nasıl okunacak diye yüzüme tuhaf tuhaf bakıyorlar. Ben hemen ingilizcesini söyleyip bu krizi aşıyorum. Lehçe hakkında birçok şey yazabilirim lakin bu postun konusu sen değilsin lehçe! çık aradan.

Kumaşlar gelmeye devam ettikçe, ben de yeni çantalar dikmeye devam ediyorum. Kız çocukları için diktiğim çantalar oldukça sevildi. Ben de erkek çocuklarının nesi eksik dedim. Kolları sıvadım. Sipariş verdiğim kumaşlar ile renk skalamı genişlettim. Ortaya erkek çocukları içinde kullanışlı çantalar çıkacak.

Bunun dışında tatil hazırlığı için kollar sıvadım. Buralara bir türlü gelemeyen bahara karşın, deniz tatili için hazırlık yapmak bana tuhaf geliyor. Sanki orada da hava soğuk olacak diye düşünmeden edemiyorum.

Bu sene tatil için Yunanistanı seçtik. Umarım güzel bir tercih olur ve bir senedir ısıtamadığımız vücudumuzu, bir güzel ısıtırız.  Tatil sonrası eve dönemeden İstanbul'a gececeğim. Bir süreliğine buralarda olamayabilirim. Eminim ki döndükten sonra yazacak çok şey birikecek.









Paylaş:

13 Mayıs 2016

Her şeyin üst üste gelmesi.

Hayat kendi halinde sakin bir şekilde akarken, bir anda kendimi bir koşuşturmanın içinde buldum. Nedense belli dönemlerde bunu yaşıyorum.

Bir iki seyahat planı düzenlemem lazım. Bunun dışında yeni diktiğim çantalar çok sevildi. Birçok siparişim var. Onları yetiştirme telaşına düştüm. Bunlar güzel telaşlar. 

Bunların dışında ingilizce kursumun sonuna gelmek üzereyim. Sınav yaklaşıyor. Benim tüm enerjim çekilmiş gibi. Bu hafta kitap yüzü açmadım. Bugün ders çalışmak için oturdum masamın başına. Tüm konular birbirinin içine girdi resmen.  

Asıl mesele dil bilgisini öğrenmekte değil. Gerçek anlamda pratik yapmakta. Beni tanıyanlar bu kursun sana faydası oldu, şimdi daha rahat konuşabiliyorsun desede, ben kendimi yinede çok yetersiz hissediyorum. 

Bir işe giriştiğim zaman sıfır hatayla yapma isteğiyle doluyum. Örneğin dikiş dikerken istediğim sonucu elde edene kadar bıkmadan usanmadan defalarca söker, dikerim.

Dil öğrenme ile ilgili sorunun kaynağını buldum.  Sıfır hata ile konuşmaya çalışıyorum. Bunu düşünürken geriliyorum. Sonra peş peşe geliyor hatalar. Hata yaptıkça moralim bozuluyor. Moralim bozuldukça öğrenme isteğim geriliyor. Nasıl bir etki- tepki içindeyim. 

Sorunun kaynağını buldum bulmasına, ama çözümünü bulamıyorum bir türlü. 

İşte ruh halim böyle karmaşık. 

Şu an yazdıklarıma dönüp baktım. Hiç bir bütünlük yok yazımda. Kusura bakmayın. İçimdekileri dökmem lazımdı. Döktüm gidiyorum. 






Paylaş:

10 Mayıs 2016

"Blog sözlük" duyanlar duymayanlara anlatsın lütfen





Afili cümleler kurup, güzel bir tanıtım yazısı yazmayı gönlüm çok isterdi lakin hiçbir zaman böyle bir iddia ile oturmadım klavyemin başına. Ben içimden geldiği gibi, dilimin döndüğünce yazıya aktarırım herşeyi. İçinde barınan güzelliği görmek veya ölümüne eleştirmek ise size düşer. 
 Şimdi konumuza geri dönelim. 

Yaklaşık 2 hafta önce takip ettiğim bir blog sayesinde haberdar olduğum, şimdilerde ise orada vakit geçirmekten çok zevk aldığım bir yeri tanıtmak istiyorum size.

6 blog yazarının bir araya gelip, oluşturduğu güzel bir oluşum. İsmi de tam bize hitap ediyor.

Sözlük hakkında detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz, kurucularından biri olan Sezer beyin bloguna göz atabilirisin. 

Ayrıca bugün itibariyle mutlu olmama neden olan ( Nachnuch ve gingerbread ) başlıklarını da içerisinde barındırmaya başlamıştır.

Sezer beyin kapanış yazısı ile bende size seslenmek istiyorum.

Sözlük çok güzel, gelsenize.
http://blogsozluk.com/
Paylaş:

6 Mayıs 2016

Ojców milli park-Kraków

Krakow'da bahar yağmurlarına maruz kalıyoruz bu ara. Bir anda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor. Aradan biraz zaman geçince güneş her yeri aydınlatıyor. Bizde böyle bir günde Kraków'un yakınlarında bulunan Ojców'u ziyaret ettik.
Tam anlamıyla bir doğa gezisi oldu. Kraków merkezden, araba ile 40 dakikalık bir yolculuk sonra ulaştık. Polonyalı bir arkadaşa sahip olmanın artıları bunlar. Yoksa oralarda bir yerlerde böyle bir park olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Polonyalı arkadaşımız tam bir Türk hayranı. Arabasında çalan müziklerin hepsi Türkçe. Yol boyunca kendimi karadenizin dağlarında yolculuğa çıkmış gibi hissettim. 
Ojców'a ulaştığımızda hava açıktı. Yürüme parkurunun içinde yer alan, bir zamanlar kralın düşmanlardan kaçmak için sığındığı mağarayı ziyaret ettik. Kral orada ne kadar yaşamış, bir fikrim yok lakin 12 ay boyunca 7 derece olan bir yerde, ömrü çok uzun olmamıştır diye düşünmeden edemedim. Ayrıca, Beyrut seyahatimde gezme fırsatı bulduğum Jeita mağarasından sonra bu mağara bana küçücük bir oyuk gibi geldi. Aman kral duymasın.

Az laf çok fotoğraf ile size sevgilerimi gönderiyorum.











Yürüyüşümü yaparken süsümden de ödün vermem hiç. Taze ve minnak çiçeklerin başımın üzerinde her zaman yeri vardır.




Paylaş:

Kendimi aldım karşıma.

Sabah sabah bir sinir harbi yaşadım. Tam kendi kendimi yiyip bitirmekteyken, bir an durup hoop sakin ol ve kendine gel dedim.
 Aldım sorunu önüme konuştum onunla.
Şuan yaptığım şey (sinirlenmek ) seni bir çözüne ulaştıracak mı dedim.
Sorunum "hayır" cevabını verdi.
Akışına bırakmakla en iyisini mi yaparım dedim.
Sorunum " evet " cevabını verdi.
Aslında sen küçücük bir pürüzsün dedim.
"yavaş yavaş gerçeği görüyorsun" dedi bu defa.

Şimdi bir bardak kahve içmek için oturdum. Hava güzel muhtemelen bir tur atmak için dışarı çıkarım.

Önemli olan, iç huzur ve sakinlik gerisi her türlü halledilebilir. Yeterki bilinç altınızdaki kötü düşünceleri uzaklaştırmak için çabalayın.

Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum.

Paylaş:

5 Mayıs 2016

Bebek bakım çantası

Düşündüm durdum. Düzgün bir giriş yazısı bulamadığımdan mütevellit ben de bodoslama konuya girmeye karar verdim.
Son iki haftadır sırt çantaları dikiyorum. Bu sefer herşeyim çok sistemli. Eskiden sadece düşünüp elime kumaşı alıp kesmeye başlardım. Şimdi farklı bir yol izliyorum. Bu yol sayesinde de her şey daha düzenli ve akıcı oldu. 
İlk önce tasarladığım çantayı çiziyorum. Sonra keseceğim tüm parçaların ebatlarını yazarak not alıyorum. Tüm taslak defterimde yer alıyor. Kullanacağım materyalleri de not alıyorum.
ikinci sırada ise kumaşların kesimi var. Notlarım doğrultusunda tüm parçaları kesiyorum.
Sonrası kolay. İş dikmeye kalıyor. Zaten o benim en iyi yaptığım ve zorlanmadığım kısım. 

İşte bu çalışma planı ile ortaya çıkan çantalardan bazıları. 
Tek eksikleri ayarlama aparatları. Siparişlerini verdim bakalım ne zaman elimde olur. 









 Baykuşlu çantayı tek tip bebek bakım çantası taşıyan annelere, farklı bir alternatif oluşturmak için tasarladım. İçinde yer alan 5 adet cep, bebek bezini, ıslak mendilini, yedek giysilerini ve cüzdanınızı rahatlıkla düzen içinde taşıyabilmek için. Yan taraftaki cepler biberon koymak için. Ön tarafta ise bir adet fermuarlı cebi var. Tabii ki en önemli özelliği de birebir ayısından bir daha dikmeyecek olmam. Yeni doğan bebekler için çok güzel bir hediye alternatifi olabilir diye düşünüyorum. wink ifade simgesi 








Paylaş: