30 Mart 2016

Kumaşlar bitene kadar dik bakalım

Şimdilik kumaşlarım var diye birbirinden farklı çantalar dikip duruyorum. Lakin sevdiğim kumaşlarım yavaş yavaş bitiyor. Bu da aslında bir sorunu beraberinde getiriyor. Acilen Krakow'da hammadde alabileceğim yerler bulmam lazım. Şimdilik kumaşlarım hiç bitmeyecekmiş gibi dikiyorum. Hadi hayırlısı.

Bu iki çantanın bir eşi benzeri daha olmayacak. Son kumaşlarımla diktim onları. Çantalarda turuncu rengi kullanamayı seviyorum. Bazılarına çok itici gelsede, turuncu aslında güzel bir renk. Doğru yerde kullanıldığı sürece tabii.
 Çicekli astara dikkat lütfen. O kadar özendim dikerken görmezden gelirseniz küserim.












Paylaş:

29 Mart 2016

Maydanoz nasıl saklanır?

Sizin oraları bilmem lakin buralarda maydanoz oldukça pahalı. İzmir'de annemler bağ bağ alırken biz resmen burada dal dal satın alıyoruz. Böyle olunca da çok kıymetli bir saklama yöntemini hak ediyor kendisi. Geçenlerde blogları okurken birinin paylaşımını gördüm. Şimdi anımsayamıyorum kimdi diye.
Orada çok güzel bir maydanoz saklama videosu vardı. İşte dedim bunu denemeliyim. İlk denemem oldukça başarılı sonuçlandı. Aldığım maydanozlar 2 hafta dolapta yemyeşil durdular. Test edip onayladıktan sonra paylaşmaya ve benimle aynı dertten muzdarip birileri varsa haberdar etmeye karar verdim.
İhtiyacınız olan bir büyük boy kavanoz ile bir küçük boy kavanoz.
Küçük boy kavanoz yerine çay bardağıda kullanabilirsiniz.

Küçük kavanozun içine yarıya gelecek şekilde su doldurun. Satın aldığınız maydanozları yıkamadan içine yerleştirin. maydanozların sapları suyun içine girsin. Sonra küçük kavanozu büyük kavanoz kapağının üstüne koyun ve büyük kavanozu fanus gibi kapatın üstüne. kapağını kapattıktan sonra buzdolabına koyun gitsin. Bu yöntem ile maydanozlar 2 haftaya kadar dolapta yemyeşil sizin onu kullanmanızı bekliyor olacaklar.
Bu günlük benden bu kadar.
Sizin de bu şekilde uyguladığınız pratik bilgileriniz varsa lütfen yazın bana.
Sevgiler.













Paylaş:

28 Mart 2016

Krakow'da Easter zamanı

Krakow meydanı önemli günlerde minik dükkanlarla şenleniyor. Easter hristiyanların en değer verdikleri dini bayramlarından bir tanesi. Bu senede ellerinde süslü püslü sepetler ile gezen bir çok kişi gördüm sokaklarda. 

Meydandaki küçük dükkanlarda da bol derece süslü ve boyanmış tahta yumurtalar ile büyüklü küçüklü sepetler satışa çıkmıştı. 

Bunun yanı sıra böyle küçük dükkanlar olunca meşhur yemekleri için de bir çok alternatif bulabileceğiniz yer var demektir. Çorbalardan  pierogiye, şaşlıktan envai çeşit sosisin tadına bakabilirsiniz.
Ben dün ilk kez şaşlık denedim. Tadını oldukça beğendiğimi söyleyebilirim.  Ayrıca buradaki patatesleride çok beğeniyorum. Minicik ve çok lezzetliler. 









  
Paylaş:

26 Mart 2016

Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı

İnsanlık tarihinin en utanç verici yeridir Auschwitz. Cuma günü orayı ziyaret ettik. Bir yılı aşkın süredir Krakow'dayım. Türkiye'den gelen bir arkadaşıma eşlik etmek için gittim.
Eğer Piyanist ve Hayat güzeldir filmini izleme şansınız olduysa, kapma gittiğinizde o filmlerden birçok kare gözününüz önüne gelir durur.

İnternette kamp hakında bir çok rakamsal bilgi bulmak mümkün. Ben rehberin bize anlattıklarını eşliğinde, çektiğim fotoğrafları ekleyerek bir yazı yazacağım. Gezerken zevk değil acı hissettiğim ikinci yer olarak blogumda yerini alacak. İlk yazım daha önce ziyaret ettiğim Oskar Schindler'in Fabrikası hakkındaydı. Yazımı okumak için tıklayabilirsiniz
Bugün bir kez daha Schindler'e saygı duydum. Onun özverisi sayesinde küçük bir grup Yahudi bu kötü şartları yaşamamış.

Kampın girişinde meşhur söz olan "Çalışmak özgür kılar " yazısı mevcut.
İnsanlar bu yalana inandırılarak, Kanada'da daha iyi bir yaşam standartı ve savaştan uzak bir hayat vaat ederek kampa alındı.
Auschwitz Kampı daha önce Polonya askeri birliğinin kullandığı bir yer iken Alman işgalden sonra çalışma kampı olarak kullanmaya başlandı. 1.3 Milyon kişi burada hayatını kaybetti.







Barakaların içinde döneme ait bir çok fotoğraf mevcut. Her fotoğrafın önünde rehberimiz bize bilgiler verdi.


Kamplara gelirken insanlara yanlarına en değerli eşyaları almalarını söylenir. Kamp girişinde isimlerini ve geldikleri yerleri bavulun üstüne yazarak teslim ederler ve bir daha asla bavullarına ulaşamazlar.

Kampa gelen insanlar belirli kurallara göre sınıflandırılır. Kimin ölüm odalarına gönderileceğine veya tahmin edemeyecekleri kötü şartlar altında çalışacağına kamp doktorları karar verir.
Gözden çıkarılan insanlara yıkanacakları ve yeni hayatlarına başlayacakları barakalarını gitmeden önce duş alacakları söylenir.
Hiçbir şeyden haberi olmayan binlerce insan yıkanacağını zannederek soyunur ve bir odaya gönderilir. İşte asıl vahşet orada başlar. İnsanlar suyun akması beklerken içeriye gaz verilir ve insanlar acı içinde zehirlenerek 10-15 dakika içinde ölür. Daha sonra cesetlerin hepsi yakılır.  Vahşet içinde öldürülen insanlardan geriye ise tonlarca saç, binlerce gözlük, protez, tarak vs. kalır.






















Auschwitz de bulunan Krematoryum bacasının resmi. ( insanların yakıldığı yer )
* Kamp komutanının evi Krematoryuma 5 dk mesafededir. Çocukları bahçede oynarken hemen yanı başında binlerce çocuğun öldüğünden habersizdirler.





Gaz odaları ve gazların içeriye verildiği tavan delikleri.





Gaz ile öldürülen insanların yakıldığı fırınlar.







Kampa sağ olarak girebilen insanları ise korkunç yaşam koşulları bekler. Yerlerde samanların üstünde yatarlar. Akşam yemeği olarak 300 gr ekmek ve biraz peynir ile beslenirler. İnsanlar yakılmakla kalmaz çeşitli deneyler için kullanılır. Rehberimiz kadınların vajina ve rahimlerine asit enjekte edildiğini ve sonra röntgen çekilerek incelediklerini söylediğinde resmen kanım dondu.

Bunun haricinde kamptan kaçmaya çalışan birileri olursa, kaçan kişinin koğuşundan rastgele 10 kişi seçilerek, insanları vurmak için inşa edilen duvarın önünde başlarından vurularak idam edilir. Her şeyin suç olarak algılandığı kampta, her sabah ve akşam insanlar asılır. Hapishanelerin durumu da içler acısıdır. Ayakta durma hücrelerinde mahkumlar tüm gece ayakta bekletilir ve ertesi gün çalışmaya zorlanır.
Her gün sayım yapılan kampta sayımlar buz gibi havada saatlerce sürer. Kötü hava ve ağır çalışmak koşulları altında kampta yaşama süresi ortalama 6 ayı geçmez.

İnsanların yaşam alanları ait fotoğraflar.















İnsanları vurmak için yapılan duvar. Utanç duvarı.



Toplama kampının çevresi tamamen elektrikli teller ile çevrilerek insanların kamptan kaçışı engellenir.





Zaman geçtikçe toplama ve insanların öldürülmesi işi Auschwitz'e sığmayınca; bu kaptan daha büyük bir kapasiteye sahip Birkenau inşa edilir.  Birkenau da yer alan gaz odaları ve yakılma odaları devasa olarak inşa edilir.  Özel olarak kampın içine kadar giren demiryolu mevcuttur.



İnsanlar  üst üste, aç susuz ve tuvalet ihtiyaçlarını karşılayacakları hiç bir yer olmadan bu küçük vagonlar ile saatlerce yolculuk yaparak kapma getirilir.








Vagonlardan inen insanlar ayrıştırma işleminden sonra, inşa edilmiş barakalara yerleştirilir. Barakaların içinde hiç bir ısıtma sistemi bulunmaz. İnsanlar tıkış tıkış barakalarda yatarlar ve ağır şartlarda çalıştırılırlar.







Bir kısmı kapma girer girmez gaz odalarına gönderilir. İşin en acı tarafıda gazdan zehirlenen insanların yakılması işi yine kampta çalışan insanlar tarafından yapılır.

Boş gaz kutularının sergilendiği alan.



Gaz odası ve yakılma odasının maketi.





Gaz ve yakma odalarında görevlendirilen insanlar her 3 ayda bir öldürülür ve yerine yeni insanlar gelir. Yeni gelenin ilk görevi ise eski görevliyi yakmaktır.
Yakılan insanların küllerini yığmak için büyük çukurlar acılır. İnsan külleri sabun yapımında kullanılır.



Kampta tüm vahşet hızla devam ederken;  Rudolf Vrba ve Alfred Wetzler'in kaçışından sonra hazırladıkları rapor sayesinde tüm dünya bu korkunç kampın varlığından haberdar olur.

Birkenau Naziler tarafından ( kanıtları yok etmek için) havaya uçurulur. Gaz odaları şuan harabe halindedir.  Kızıl ordunun ilerleyip müdahale etmesi sonucu tüm kamp imha edilmeden içinde yaşayan insanlar ile birlikte kurtarılır. Daha sonra ünlü Nürnberg mahkemesinde yargılanan kamp komutanı Rudolf Höss kamp bahçesinde asılarak idam edilir.







Ben bunları bir günde gördüm ve dinledim. Tüm duyduklarım ve gördüklerim karşısında yaşadığım acıyı tarif edemem. İnsanların 5 yıl boyunca çektiği acıları tahmin bile edemiyorum.

İşte benden bu kadar.







Paylaş: