8 Aralık 2015

Bu burda bir dursun bakalım



Bugün yaşadığım posta maceramı sıcağı sıcağına yazayım.  Daha önce yayınladığım kitaplarımı satıyorum postundan sonra kitaplardan birini almak isteyen bir beyle konuştum. İçlerinden birini istedi. Bugün kitabı göndermek için postahaneye gittim. Elimdeki kitabı göstererek "ben bunu göndermek istiyorum dedim." Görevlinin dili çözüldü. Yaw arkadaş Lehçe bilsem bu berbat ingilizcemle sana derdimi anlatmaya çalışır mıyım hiç. Neyse zarf istiyorum dedim. Gitti büyük bi zarf getirdi. Yaww arkadaş minnacık kitap versene küçük bir zarf. Neyse aldım. Adresi yazdım üstüne.Görevli konuşmaya başlayınca, ben de boş ve" ne diyorsun beee "diyen gözlerle ona bakmaya başladım.Güzelce konuşmasını bitirdi. Bende ki tepki ise " I am sorry, I dont speak polish" demekten öteye geçemedi. Bu sefer işaret diline döndük. Ayy dedim dünya varmış. Elime tutuşturduğu kağıdı doldurdum. En sonunda kitabı göndermeyi başardım.
Durum tespiti yapacak olursak,
1- Karşındaki ile ortak bir dili konuşamıyorsan, çok basit bir işlem bile seni oldukça zorluyor.
2- Çoğu zaman ucuz servislerden yararlanamıyorsun.
3- Karşındaki kendi dilinde derdini anlatırken içinden, Tanrım kafama bir sihirli değnek değsene ne dediğini anlayabilsem demekten kendini alamıyorsun.

Bu yazıda burada bir dursun. Arada bir okuyum gülerim halime :):):)

Not: Apartmanımızın yılbaşı ağacını kurmuşlar ve süslemişler.  Bu sene altına bi not bıraksam mı diye düşünmüyor değilim. Belki noel babanın gelip dileğimi yerine getiresi tutar :):)

Paylaş:

0 yorum :

Yorum Gönder

*Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın. Link bırakıp kaçmayın.
*Yazının konusu dışında sormak veya iletmek istediğiniz bir şey varsa İletişim formunu kullanın.
Sevgiler.