30 Nisan 2015

Krakow'da bir italyan pizzacısı Pizza Garden




İki gündür acayip tembel hissediyorum kendimi. Salı günü evden dışarı adımımı atmadım. Dünde hiç bir yere çıkmayı planlamıyordum. Onur arayıp pizzacıya gidelim mi diyene kadar. Buralarda keşfettiğimiz bir mekan Pizza Garden . Küçücük bir  iç mekanı ve küçücük bir bahçesi var. Nehir kenarına yakın bir yerde. Rynek meydanından yürüyüş ile 10-15 dakikada gidilebilir diye tahmin ediyorum. Bizim evimize çok yakın. biz 5 dakikada gidiyoruz . Genelde gittiğimizde oturmak için de sıra bekliyoruz. Fakat sonuç enfes bir ziyafet olunca, beklenir yaaw 10 -15 dakika ne olacak diyoruz. Dün de arkadaşlar ile gittik. Sohbet muhabbet , yemeğimize daha da bir neşe kattı. Karnımız da tıka basa doydu. Hamuru incecik malzemesi bol pizza  yemenin hazzı ile ayrıldık mekandan.

Krakow'a bahar geldi diyorum lakin,  sadece gün içerisinde geçerli o bahar esintileri. Güneş battıktan sonra resmen bir kış havasına bürünüyor ortalık. Sabahki güneşe aldanıp ince birşeyler giyerseniz, akşam eve donarak dönebilirsiniz.

Uzun lafın kısası, Eğer buralara yolunuz düşerse, turistlerin gittiği popüler mekanlar sizi sıkarsa , kesinlikle Pizza Garden'i denemelisiniz.

Bende bugün tembelliği bırakıp, yürüyüşe gitmeliyim artık.
Krakow'dan sevgiler..




Paylaş:

29 Nisan 2015

Basit yaşayacaksın



Bütün hayatımı kaplayan bir dinginliğin ortasındayım. Bazen çok mutlu hissediyorum kendimi. Olabildiğince özgür olduğumu zannediyorum. Havada uçan kuşlar gibi. Ne zaman kısıtlamam var, ne de saçma sapan sorumluluklarım. Bu hissiyat içinde bir ömür kalmayı o kadar çok istiyorum ki.

Ben yaz çocuğuyum. Bundan dolayıdır yazın geldiği günleri çok severim. Ağaçların koca bir kışı çırılçıplak geçirip, yeniden giysilerini giymelerini hayranlıkla izlerim. Her yerde farklı bir ambiyansı vardır baharın. Bu sene Krakow'da ki ağaçlar bana huzur veriyor. Üstündeki rengarenk çiçekten taçlarıyla gökyüzünün maviliğine uzanan ağaçlar, gözlerimi kamaştırmaya yetiyor. Çantamda dergim, suyum ve elmam, aklımda farklı düşünceler içerisinde her gün kendimi parklarda buluyorum. Sonra aklıma Yalçın Ergir'in harika dizeleri geliyor.

Basit Yaşayacaksın.

Basit yaşayacaksın. Basit
Mesela susayınca su içecek kadar basit...
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi... 
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin
'seni seviyorum' gibi. 
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük;
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin,
tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını. 
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın. 
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman,
ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini. 
Beklentilerin de basit olacak:
Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz
aşk romanını. 
Pankreasının sağlığına dua edeceksin
kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını
bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık
denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda doğru basılmış bir 'fa diyez'in
mutluluğunu. 
Makyajı ilk 'a' sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
'Bilmiyorum' diyebileceksin bilmediğinde ve
Çok normal olacak 'onu da' bilemeyişin. 
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir 'istemiyorum' diyebilmeye,
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak 'bilgini' en hızlı 'sayan'. 
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit...
Paylaş:

27 Nisan 2015

Krakow'da oturma izni başvurusu


Son iki haftadır oturma izni başvurusu için evrak topluyoruz. İşimiz devlet dairesinde olunca tüm Türkçe evrakların Lehçe ye çevrilmesini istediler. Bizde bir yeminli tercüman bulup hallettik. Yarın vizemin süresi bitiyordu. Bu nedenle biraz koştur koştu geçti bu süreç. Allahtan sorunsun bir şekilde hallettik. Şimdi Polonya'ya hapis olmuş durumdayım :) Pasaportuma bir kaşe bastılar. Oturma iznim çıkana kadar , (ki bu yaklaşık 2-3 ay oluyormuş.) Polonya sınırları dışına çıkmam yasak. Yasak dediysek de öyle illada gidemezsin demiyorlar. İstersen git amma bir daha biraz zor girersin diyorlar kibarca:) Ne yapalım canım bizde 2 ay bir yere gitmeyiz. Bu arada Onur blue card başvurusu yaptı. Onunki daha farklı haklara sahip. Avrupa Birliğindeki tüm ülkelerde çalışma izni gibi bir hakka sahip olacakmış. Birde bir şehir efsanesine göre, Onur'un kart başvurusu onaylanırsa benim de otomatik olarak çalışam izmin olacakmış. Bakalım şu başvurular olumlu sonuçlansında, haklarımızı güzelce öğreniriz.


Paylaş:

26 Nisan 2015

Krakow'da Çay keyfi

Bir şeyler içebilmek için mekan arayışımızın sonunda güzel bir yer daha keşfettik . Alchemia . Alt katında küçük bir sahnesi var. Canlı performan sergiliyorlar. Kendisi bildiğimiz klasik bir pub. Kazimierz civarındaydık bu sefer. Yahudi mahallesi olarak biliniyor Krakow'da . Rynek Główny de yer alan mekanlara göre daha ucuz oluşundan, genellikle öğrencilerin favori mekanları Kazimierz civarıda yer alıyor.
Şimdi gelelim gecenin beni en mutlu eden kısmını anlatmaya. Mekana giderken, umarım elmalı biraları vardır diye düşünüyordum. Birayı hiç bir zaman sevmedim. Tek içebildiğim elmalı bira. Biranın garip kokusu ve tadı neredeyse yok denecek kadar az. Biranın buralarda sudan daha ucuz olduğu, milyonlarca çeşiti olduğu, insanların deli gibi tükettiği de doğru. Fakat bu bizim aramızdaki ilişkiyi hiç bir vakit olumlu yönde etkilemiyor. 
Bu düşünceler içinde mekana oturup menüyü açtığımda beni harika bir sürpriz karşıladı. Çay ve Cheese kek. Aman allahım gözlerime inanamadım. Tabii hemen ben bira filan içmem bunları istiyorum dedim. Bizimkiler de ne öyle yaşlı teyzeler gibi, böyle bir mekanda çay mı içilir dediler. Aman kim takar onları. Ben bulmuşum mis gibi çayı kaçırır mıyım?

Bizimkiler çayımı ve kekimi alırken barda ki başka bir kadın. "ooo bunlar kimin için harika gözüküyor demiş". Sadece görüntüsü değil tatıda harika olan bir ikili eşlik etti bana o akşam. Gözlerimde ki mutluluğu gelin siz tahmin edin. Artık favori mekanlarım arasında kendisi. İnsanlar deli gibi biralarını içe dursunlar, oraya gittiğim vakit beni mutlu eden şeyleri yiyip içmeye devam edeceğim.




Paylaş:

25 Nisan 2015

Makaroniarnia'da akşam yemeği keyfi

Bu hafta başı oturma izni için  başvurumu yapacağız. Dün gerekli evrakları almak için şirkete gittik. Evraklarımızı aldıktan sonra arkadaşlar ile akşam yemeği yiyelim dedik ve şirin bir italyan restoranı olan Makaroniarnia ya gittik. Ambiyansı ve menüsü oldukça hoşuma gitti. Yemekten önce gelen küçücük ve sıcak ekmekleri de ayrı bir sevdim ben.

Artık yavaş yavaş ingilizce derdimi anlatmaya , sohbetlere katılmaya da başladım. Şimdi herşeyden çok daha fazla keyif alıyorum. Fakat burada öğrenmem gereken şey Krakow'un bitmeyen bir gece hayatının olduğu. Eve döndüğümüzde saat ikiye geliyordu.




Paylaş:

23 Nisan 2015

23 Nisan kutlu mu olsun?


Biz çok şanslı bir çocukluk geçirdik diyebilir. Şimdiki çocuklar evden dışarı çıkmıyor. Ellerinde tabletleri var. Arkadaşları ile oyunlarını paylaşmanın keyfine varamıyorlar. Oyun oynamadıkları için hayal güçleri ve sosyal ilişkileri gelişmiyor. Tek tip, robot gibi büyümeye devam ediyorlar.

Bırakın çocuklarınızı parklarda koştursunlar. Uçurtmalarını uçurtsunlar. Diğer çocuklar ile evcilik oynasınlar. Elleri toprağa değsin. Baharın gelişini yapraklara dokunarak kutlasınlar.

Zaten ömürlerinin bir dönemini para kazanmak için saçma sapan yerlerde ,mesai saatini doldurarak geçirecekler. Şimdi en özgür oldukları zaman. Bugün değil her gün onlara bayram olsun.

Paylaş:

Ingilizce ile aramızdakiler


Geçen seneden beri ne çektim şu ingilizceden.
  
Dilek: Yasemin kurs bulma işi senin. Kurs bul ve artık şu ingilizce kursuna başlayalım.
Yasemin : Ama ben yapamam ki.. İngilizceden nefret ediyorum. 
Dilek : Sen mi yapamayacaksın ? Şakacı.
Yasemin: Yaaa ben nasıl giderim kursa. Çok utanıyorum. Konuşamam rezil oluruz oralarda.
Dilek : Sanki gelenlerin hepsi şakır şakır konuşacak mı sanıyorsun kuzucum. Bak göreceksin başlayınca herşey yoluna girecek. Bir bakacaksın ki öğrenmişsin. Tek yapman gereken bize bir kurs bulmak ;)
Yasemin: Ooofff tamam bulacağım. 

Dedim ve bu konuşmaların ardından biz kursa başladık. 
Sekiz saat çalışmanın üstüne gidip kursta ders dinlemeler, eve geldikten sonra gece yarılarına kadar ödev yapmalar, öğle paydosundan fedakarlık edip harıl harıl ders çalışmalar.  Şimdi hepsi geride kaldı. Dilek ile çok güzel ve programlı çalıştık. Onun da desteği ile bir çok şey öğrendim. Yeniden öğrenci olmanın zevkini çıkardım. 

Çok çalıştığım günlerin meyvesini de şimdi toplama vakti. Çok eksiğim olmasına rağmen, bir yıl içinde geldiğim noktadan memnunum. Aaa bir baktım ki ben ingilizce öğrenebiliyormuşum:).  Şimdi işin en zor kısmı beni bekliyor. Konuşmaya çalışıyorum. Kafamda kurduğum cümlelerden oldukça memnunum :) Bir atlatabilsem şu utanma mevzusunu herşey süper olacak.  
Bunun içinde zamana ihtiyacım var. İşin en güzel tarafı da harcaya harcaya bitiremedim bir zamanım var :):) 

Paylaş:

22 Nisan 2015

Şampiyonlar Ligi Buluşmaları


Krakow da hayat genel olarak çok sakin geçiyor. Sokaklarda telaş içinde koşturan insanlar yok. Beklediğiniz vasıtalar tam vaktinde geliyor. Tek bilmeniz gereken hangi durağı kullanacağız. Ulaşım hakkında ilerleyen günlerde yazacağım.Bugün ki yazım trafik için değil.

Bu aralar biz  Krakow gecelerinde neler yapıyoruz diye yazmak istedim.  Hafta içi eğlencemiz Şampiyonlar Ligi maçlarını izlemek.  Çok şirin bir mekan bulduk. Rynek meydanında yer alan Bull Pub. Eğer Krakow'a yolunuz düşerse uğrayın derim.



Paylaş:

15 Nisan 2015

Endomondo ile yürüyüş


Endomondo adlı programı dün telefonuma yükledim.  Programın bir çok özelliği var. İstediğiniz antremanları seçebiliyorsunuz. Seçtiğiniz antremana göre bir çok bilgi içeriyor. Beni şuan ilgilendiren yürüyüş programı. Programa kayıt olduktan sonra , kalori hesaplaması için yaş, boy, kilo bilgilerini girmenizi istiyor. Yürümeye başlarken programı aktif hale getiriyorsunuz. Gerisini kendi yapıyor zaten. Bitirdiğinizde , zamanı ,  yürüdüğünüz mesafeyi ,  yaktığınız kaloriyi , temponuzu ve hidrasyon bilgileriniz sizinle paylaşıyor.

Ben sevdim bu programı. Eğer yaptığınız egzersizleri kayıt altında tutmak ve motivasyonunuzu arttırmak istiyorsanız , hemen telefonunuza yükleyin derim.
Paylaş:

Endomondo ile spor







Endomondo adlı programı dün telefonuma yükledim.  Programın bir çok özelliği var. İstediğiniz antremanları seçebiliyorsunuz. Seçtiğiniz antremana göre bir çok bilgi içeriyor. Beni şuan ilgilendiren yürüyüş programı. Programa kayıt olduktan sonra , kalori hesaplaması için yaş, boy, kilo bilgilerini girmenizi istiyor. Yürümeye başlarken programı aktif hale getiriyorsunuz. Gerisini kendi yapıyor zaten. Bitirdiğinizde , zamanı ,  yürüdüğünüz mesafeyi ,  yaktığınız kaloriyi , temponuzu ve hidrasyon bilgileriniz sizinle paylaşıyor.

Ben sevdim bu programı. Eğer yaptığınız egzersizleri kayıt altında tutmak ve motivasyonunuzu arttırmak istiyorsanız , hemen telefonunuza yükleyin derim.

Paylaş:

14 Nisan 2015

Hava güzel ise yapılacak en güzel şey......




Hava güzel ise yapılacak en güzel şey yürümek. Yürümeyi çok seviyorum. İstanbul'da böyle uzun uzadıya yürüyebileceğim parklar yoktu. Şimdi bu konuda çok şanslıyım. Artık çok güzel parkları olan bir şehirdeyim. Yavaş yavaş alışıyorum.  Havasına , günlük yaşamına :) Her gün gittiğim bir marketim bile var artık. 
 
Market demişken hemen bir iki satır yazıyım bu konu hakkında. Avrupanın bir çok şehrinde alışveriş poşetleri para ile satılıyor. Türkiye'de ki gibi bol bol poşet vermiyorlar kasa arkasından. Aslında doğa için çok güzel bir davranış. Herkes bez torba kullanıyor. Tam benlik bir durum bu:) Her şehirden aldığım cicili bicili  torbalarımı kullanmak için harika bir fırsat.

Markette bir çok farklı ürün var. Benimde hepsini deneme hevesim :) Bakalım neler olacak. Krakow'un çorbalarını çok seviyorum. Türkiye'de de hazır çorba kullandırdım. Fakat oradaki çorbaların tadı çok yapaydı. Burada aldığım çorba tozlarının içinden gerçekten kurutulmuş sebzeler çıkıyor ve çorbayı yaptığınız da çok doğal bir tat elde edebiliyorsunuz. Sevdim ben bu işi. Çünkü çorba yapmayı hiç sevmem ben :)
Paylaş:

12 Nisan 2015

Nachnuch artık Krakow'da

Uzun süredir blogumu ihmal ettim. Bundan böyle yazmak için bol bol vaktim olacak :) Taşınma işini geride bıraktım. Oldukça sancılı bir süreçti benim için. tek bir şey kaldı geriye ,  kolilerimin bana ulaşmasını bekliyorum. Onlar geldiğinde herşey bitmiş olacak. Yeni bir Nachnuch dönemi de açılacak aslında. Bir çok proje var aklımda. Sanırım hayata geçirmek için çok uygun bir dönem içindeyim. Farklı çantalar denemek istiyorum.
Krakow'da yaşam nasıl diye sorarsanız, keşiflerime devam. Ne nerden alınır. Nerede ne var gibi :) kafamda bir çok soru dolaşıyorum sokaklarda. Krakow'da ki günlerimi yazmaya başladım. Umuyorum ki merak edenler için bir çok faydalı bilgi ile dolar yakında :) Günlük yaşamı ve hayatın akışını satırlarıma aktarmaya devam edeceğim. Eğer takip etmek isterseniz işte blog adresim : krakowguncesi



Paylaş:

10 Nisan 2015

Krakow'a bahar geldi.



Bugün  çok güzel bir hava sayesinde sokaklar cıvıl cıvıldı. Fakat benim keyfim hiç yerinde değil. Sabahtan beri mide ağrısı ile kıvranıyorum. Aslında farklı bir şeyler de yemedim. Çoğunlukta evde yapıyorum yemekleri. Hal böyle olunca tüm gün yemeksiz ve acılı geçti benim için. Bugün dışarı çıkamadığım için de çok üzgünüm. Harika bir havayı kaçırdım. Umarım hafta sonu, hava böyle güzel olmaya devam eder.
Bu arada bir an önce ingilizce günlük yazmaya başlamalıyım. Çok eksiğim var. Arayı nasıl kapatacağıma dair hiç bir fikrim de yok. Gün içinde ingilizce alt yazılı dizileri izlemeye başladım. Fakat çok mu efor sarf ediyorum bilmem. Her daim bir baş ağrım var artık.
Geçiş sürecinin biraz sancılı olacağının farkındayım. Her şey benim için oldukça farklı. Sanırım bunun en iyi ilacı da zaman. Bekleyip görme vaktidir.
Herkese sağlıklı günler diliyorum...
Paylaş:

9 Nisan 2015

Güneşli bir Krakow sabahı


Sanırım ender göreceğimiz bir görüntü ile uyandık bugün. Sabah uyandığımızda penceremizde şirin bir güneş bizi bekliyordu. Tabi aklınıza ılık bir hava gelmesin. Krakow'un soğuğu oldukça yerinde. Yine de güneşin ışığı insana huzur veriyor.

Dün gümrükteki kolilerim için yaklaşık 500 TL vergi çıkardıklarını öğrendik. Kullanılmış eşyalar için vergi çıkması bana çok enteresan geldi. Bir itiraz maili yazdık. İçindekilerin tam olarak listesini istediler. Bakalım sonuç ne olacak. Heyecan içinde bekliyoruz. 

Bugün Onur'un doğum günü. Yeni yaşına çok huzur bulduğu bir şehirde girecek. Umarım herşey, her daim onun için güzel olur. Sanırım bu akşam bir kutlama yapmayacağız. Hafta sonu bir dans partisine gidebiliriz.
Krakow'un gece hayatına alışmaya çalışıyorum. Eğlenceli olabilir fakat bu günlerde benim için biraz yorucu. İngilizce cümleler havada uçuşuyor. Bende içinden çekebildiğimi çekiyorum. Bunun için daha zamana ihtiyacım var. 

Paylaş:

8 Nisan 2015

Fedex ile yurtdışına eşya taşıma maceramız

Gönderdiğim koliler gümrüğe takılmış maalesef. Her işim tereyağından kıl çeker gibi olmaz. Buna alışığım. Fakat gümrüğe takılma işine gerçekten üzüldüm. Şimdi bekleme zamanı. Umarım sorunsuz bir şekilde kolilerimiz gelir. 

Bugün Krakow soğuk ve biraz yağmurlu. Hafta sonuna doğru hava açacakmış ve ısınacakmış. İnşallah öyle olur. Uzun yürüyüşlerime başlamak istiyorum bir an önce.
Paylaş:

7 Nisan 2015

Lufthansa ile İstanbul'dan Krakow'a

Krakow sadece Avrupa içinden uçuş kabul ettiği için, aktarma yapmak zorundayım. Bu defa ikinci uçuş için Frankfurt havalimanında  epeyce koşturdum. Elimde paketler , sırtımda sırt çantası :)
Genel olarak uçuşumdan memnundum. Tek sıkıntılı tarafı ek valiz alırken doğru dürüst bir bilgi verememeleri oldu. Uçuştan 1 gün önce çağrı merkezini arayarak ek valiz tanımlaması yaptırmışım. Çağrı merkezinde ki kişi kiloya göre fiyatın değişebileceğini söyledi ve bana 23 kilo için 75 Euro fiyat çıkardı. 
Bende bu bilgi doğrultusunda gittim. Fakat fatura düzenleyen  85 Euro ücret çıkardılar. Ek valiziniz 1 kiloda olsa 23 kiloda olsa aynı ücreti ödemem gerektiğini söylediler. 
Tabi yine konuşmalar, çağrı merkezi ile yapılan görüşlemerin anlatılması vs. derken 75 Euro ödeyerek bu işi de hallettim.

Bu arada merak edenler için birkaç tane  dip not yazmak istedim :

- Avrupa uçuşları için 1 adet 23 kilo bagaj ile 8 kilo kabin bagajı hakkınız var. Bunun dışında yanınıza bir bilgisayar çantası da alabiliyorsunuz. 

-  23 kiloyu aşan tek bir valiziniz varsa , aşılan her kilo başına ücret ödemek zorundasınız.

-Aktarma uçuşlarında bir kontrolden daha geçeceğini unutmayın. Benim tavsiyem , kontrolden hızlı geçebilmek için  yanınızda kozmetik ürün bulundurmamak. Yoksa hepsini çıkarmanızı istiyorlar. Bu ise bir zaman kaybı.

- Frankfurt havalimanına indiğinizde uçaktan inmeden önce pasaport kontrolü yapılıyor. Daha önce hiç bir yerde görmediğim bir uygulama bu. Sanırım Almanların bize pek bir güveni kalmamış.

- Frankfurt havalimanı oldukça büyük. Bu nedenle 1 saat sonraki  aktarma uçuşunuzu yakalamakta sıkıntı çekebilirsiniz. Birde indiğiniz terminal ile uçağın kalkacağı terminal farklı ise , içeride bir otobüs kullanmak zorunda kalıyorsunuz.








Paylaş:

İstanbul'dan Krakow'a taşınmak

Bugün 7 Nisan 2015. Uzun süren bir taşınma maratonunu geride bırakalı 2 gün oldu. Bu süre zarfında oldukça yoruldum. Şimdi sıcacık çayımı yudumlarken bu süreci yazmak için bol bol vaktim var.

İstanbul'da ilk önce 7 yıldır çalıştığım işimden ayrıldım. Duyanlara biraz çılgınca geliyor.Fakat bazen yeni başlangıçlar için risk almak gerekir. Bunu hayatımın bazı dönemlerinde uyguladığım için , bu sefer de zor olmadı. Hiç bir pişmanlığım yok. Rutin bir döngünün içinden kendimi çıkardığım için ruhum çok mutlu.

Beni en çok zorlayan ve uğraştıran konu evdeki eşyalarımı hazırlamak oldu. Krakow'da ki evimiz 1+1 ve eşyalı. Hal böyle olunca büyük eşyaları taşımak için uğraşmadık. İnsan bir yerde uzun zamanlar geçirince , ne kadar çok saçma sapan şeylere sahip olurmuş şimdi daha iyi anlıyorum. Her şeyi elediğim halde tam 11 koli hazırladım. Gerçi bunların 4 kolisi Nachnuch'un malzemeleri. 
(Nachnuch Bags 1 yıldır kendi tasarımlarımı üretime geçirdiğim çantalarımın etiket ismi. Hayalim ileride küçük bir şirket ismi olması. Bakalım zaman neler gösterecek bunun için. Şimdi ben konuyu dağıtmadan taşınma hikayeme geri döneyim en iyisi :) ) Kolileri Fedex ile gönderim. Şimdi bana ulaşmasını bekliyorum.

Hiç kalmadığım kadar uzun bir süre annemin evinde kaldım. ( Ailem İzmir'de yaşadığı için sadece yıllık izinlerimde 5-6 günlüğüne gidebiliyordum .) İlk defa dönüş biletim olmadan gittim İzmir'e . Annecim ve kardeşlerimle harika zamanlar geçirdim. Bir çok güzel anı ile İstanbul'a döndüm.

Bu süre zarfında canım arkadaşlarım ile sık sık görüştüm. Görüşmeler çok güzeldi , ayrılıklar da bir o kadar zor oldu benim için. Son günlerde epeyce ağladım.
 
Uzun bir yolculuktan sonra, şimdi yeni evimde , bana çok yabancı olan bir yere alışmaya çalışıyorum.





Paylaş: