26 Şubat 2016

Venedik gezi rehberi

Ahh Venedik ahh gitmeden önce rüyalarıma girdin. Gittiğimde ise sabah sularını yükseltip, beni paniklettin. Şimdi ben sana nasıl aşıklar şehri derim. Benim için küçük çaplı bir korku dürtüsü olmaktan dışında bir şey ifade etmedin ki.

Venedik için geri sayım yaparken, rüyamda sokaklarında gezinirken denizin yükseldiğini ve dev dalgaların beni içine aldığını gördüm. Sabah kalktığımda yüreğim pırpır ediyordu.
Venedik'in bende ki özeti bu işte. 

Tüm heyecanımı ve korkularımı yanıma alıp, Floransa'dan Venedik'e yaklaşık 2,5 saat süren tren yolculuğu ile ulaştım.
Venedik'te bolca deklanşöre bastım. Şimdi her yerde Venedik şöyle güzel, böyle güzel diye bir çok yazı var zaten. Ben olayı başka açıdan ele alıp yazmayı planlıyorum.

1- Venedik'te gezmek için rahat bir ayakkabı edinmek şart. Benim gibi su ve gondol korkunuz varsa ulaşım için tek kullanabileceğiniz şey ayaklarınız.

2- En iyisi bir sırt çantası ile gitmek. Öyle çekçekli bavul taşımak için uygun değil. Devamlı köprü çıkıp iniyorsunuz.

3- İtalya'da olabilirsiniz ama pizza ve makarna yerine deniz mahsüllerini yemenizi öneririm. Harika kalamar yapıyorlar. Son gün süper bir yer keşfettik. Yemeğimizi, tatlımızı yedik. Espressomuzu içtik. Hesapı istediğimizde " espresso " ikramımızdır dedi ya. Gözlerim doldu . Bir yıldır Polonya'dayım hiç böyle bir şey görmedim.




4- Maske yapım atölyeleri var. Orada çok ilginç maskeler görmeniz mümkün. Eğer bir maske almak niyetindeyseniz kesinlikle oralara uğrayın derim. 5 -10 Euro'ya satılan maskeleri dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.

5- Şubatın ilk haftası Venedik karnavalının olduğu zaman. Denk getirip o tarih aralığında orada olursanız, sokaklarda maskeli insanlar görebilirsiniz. Biz 1 günle kaçırdık karnavalı. Bilseydik ilk durak olarak Venedik'i seçerdik. Kısmet işte.





6- Venedik sokakları çok dar. Yazın gittiğinizde kalabalıktan gezilecek gibi değil. Kışında öyle aman aman soğuk olmuyor. Kışın gitmekten çekinmeyin derim. En azından sokaklarında rahat rahat gezersiniz.Köprülerinde fotoğraf çekmek için sıra beklemezsiniz.





7- Yazın bir çok mekan oturma parası alıyor. Kışın öyle bir şey yok. Mekanlar boş olduğu için menüde fiyat ne ise onu ödüyorsunuz. Yiyip içtikten sonra bir sürprizle karşılaşma oranınız çok düşük. Tabii ki mekana girmeden önce kontrol etmekte fayda var. Anlaşılan bazı yerler kış ayı olsa bile uygulamalarından vazgeçmiyor.

Yeri gelmişken anlatayım. 
İlk gün yemek için bir yer ararken Romanyalı bir amca çevirdi bizi. Masaya oturduktan sonra, konuşmalarımızdan Türk olduğumuzu anlamış. Gelip bin kere özür dileyerek, kulak misafiri oldum Türksünüz galiba dedi. Ben çok severim Türkleri, benim arkadaşlarım var dedi. Biraz sohbet ettik kendisiyle. Sonra masamıza başlangıç olarak köpüklü şarap ikramı geldi. 

8- Şehir oldukça nemli. Adaların üzerindeki otellerde kalıyorsanız nem kokusu duymanız çok normal. 

9- Şemsiyesiz dışa çıkmayın. Bir anda yağmura yakalanabilirsiniz. Biz 2 gün boyunca kuru bir şekilde gezdik. Gün boyunca güneş bize eşlik etti. 



Bi cesaret geldi son gün iskele üzerinde poz verdim.

10- Yaz kış demeyin, leziz dondurmalardan tatın derim.



İşte benim gözümden Venedik. Venedik ambulansı bir yerden bir yere nasıl gider adlı videomu ve diğer resimlerimi bir sonraki yazımda paylaşacağım.
Herkese sevgiler. 








Paylaş:

25 Şubat 2016

Floransa gezi notları 2

Kursa başlamanın telaşı ve düzenli ders çalışma seansları yüzünden, İtayla gezimi uzun uzadıya yazamadım. Şimdi Floransa'yı anlatmaya kaldığım yerden devam edebilirim.

Floransa'nın güzellikleriyle dolu dolu 3 gün geçirdim. Bol bol yürüdüm. İkinci günün sabahında 
Michelangelo tepesinden şehrin tüm yapılarını görme şansını yakaladım.  Fazla söze ne gerek, çektiğim fotoğraf kareleri birçok şeyi anlatacaktır.

1- Floransa Michelangelo Tepesi



2-Aynı gün içerisinde Uffizi müzesini de ziyaret etme imkanı buldum.  Uffizi'yi ziyaret etmek için en uygun zaman öğleden sonra. Sabah gittiğimizde çok uzun bir kuyruk vardı. Biz de beklemeyip Michelangelo Tepesine çıktık. Öğleden sonra gittiğimizde ise çok az sıra bekleyip içeri girebilme şansını yakaladık. Uffizi de beni ilk etkileyen tüm koridorun portrelerle dolu olmasıydı.




Osmanlı padişahları ve sultanları da Uffizi'nin duvarlarında yer edinen portreler arasındaydı.



Bu odadaki heykelleri ise çok eski zamanlardan kalma oldukları için özenle korunuyorlardı.



Ayrıca, aşkın ve güzelliğin koruyucusu olan Venüs'ün Doğuşunu anlatan tablo Uffizi müzesinde sergileniyor.

Yunan mitolojisine göre Kronus, babası  Uranüs'ü hadım edilip cinsel organını denize atar. Bunun sonucunda deniz döllenmiş olur ve Venüs denizden doğar. Tablo bu doğuş anını anlatır.

Venüs bir deniz kabuğu üzerinde denizden yükselip kıyıya doğru sürüklenmeye başlar. Kıyıda mevsim tanrıçalarından biri elindeki çiçekli pelerin ile Venüs'ün üzerini örtmeye çalışır. Ayrıca rüzgarlar Venüs'ün üzerine güller dökmektedir.





Bu arada tablodaki desenler çok ilgimi çekti.



Uffizi saatlerinizi geçirebileceğiniz bir müze. İçinde görülmeye değer birçok eser barındırıyor. Tüm müzeyi elimde fotoğraf makinesi ile gezmek istemedim. Bu nedenle müze ile ilgili çok fazla fotoğrafa sahip değilim.

Floransa'ya bir kez, belki de bir çok kez daha gideceğimi hissettiğim için oradan hiç birşey almadan ayrıldım.

Bir sonraki durak Venedik.






Paylaş:

17 Şubat 2016

Durum değerlendirmesi


Heyecanlı bekleyişim bitti ve kurs arkadaşlarımla bugün tanıştım. Şimdi sıcağı sıcağına durum değerlendirmesi yapma vaktidir.
Herşeyde olduğu gibi bu durumuda aşılmaz bir duvar olarak görüp, kendi kendimi boşuna strese soktuğumun artık farkındayım. 
Bu durum hayatımın her döneminde böyleydi.
Şimdi hatırlıyorum da ehliyet almak için direksiyon dersine gitmeden önce aynı sıkıntıları yaşamıştım. Ben hiç süremem, yapamam dedim. Sonuç mu? Sınav sonunda 90 puan alarak ehliyetimi aldım. Sonra arabamı aldım ve o ehliyetle Türkiye'nin bir çok yerinde ve Yurtdışında bir çok şehirde araba sürdüm. 

Bir diğer hayıflanmam ise motor ehliyetini aldığım zamanlardaydı. İlk dersin sonunda motora hiç hakim değildim ve eve geldiğimde ben bu işi yapamam diye ağlayıp sızlanmıştım. O zamanlar kız kardeşim benimleydi. Az beynini ütülemedim. Sonuç mu?  1 hafta sonunda sorunsuz bir şekilde kullanamaya başladım. Sınavından 98 puan ve bir çok övgü ( komisyondakiler motorun üstüne çok yakıştığımı söyleyip durdular ) alarak  ehliyetime bir A2 ifadesi eklemiş oldum.

İngilizce ile aramdaki acımasız savaşı blogumu takip edenler bilir. İşte bir yapamam krizine İngilizce kursuna başlayacağım zaman tutulmuştum. O zamanda canım arkadaşım Dilek'in başının etini yedim. Neden mi? Onun ısrarı üzerine ingilizce kursuna gitmeye karar vermiştik. Sonuç mu ? Şimdi kendini ifade edecek kadar ingilizce biliyorum. Nachnuch'un ingilizce bir satış sitesi var. İçeriğini ingilizce olarak yazabiliyorum.

Son bir aydır da bugün başlayacak kurs için kıvranmaya başlamıştım. Nasıl olcak, İngilizce kursuna gidiyorum ve derdimi de ingilizce anlatmak zorundayım. Ferit hocaya yaptığım gibi "bu ne saçma şey; ben bunu anlamadım " diye isyan edemeyecektim. Düşüne düşüne gerildim.

En sonunda bugün kursa başladım. 
Sonuç mu? Çok tatlı Amerikalı bir öğretmen, dört tane Polonyalı ve bir Ukraynalı grup ile çok eğlenceli 1,5 saat geçirdim. 

Bu yazıdan kendime çıkardığım ders ise şöyle; 
Kendime aslında ne kadar çok haksızlık ettiğimi anladım.
Devamlı beynime duvarlar örüp duruyorum. 
Aslında hiçbir şey büyüttüğüm kadar büyük değil. 

Bu bir kişilik meselesi. İnsan kişiliğini tamamen değiştiremeyebilir lakin onu olumlu yönde törpülemek yine insanın elinde.

O vakit değişim başlasın.



Paylaş:

16 Şubat 2016

Floransa gezi notları 1

Floransa hakkında ne yazsam az kalacak biliyorum. Sokaklarında gezerken tek söylediğim şey, bu şehre defalarca gelmeliyim demekten öteye geçmedi. Gecesine ayrı, gündüzüne ayrı tutuldum. 
Bir şehrin her yerimi sanat kokar.

Her biri kendi dalında ciddi başarılara imza atmış bir çok ünlünün şehridir Floransa.

Gucci'nin ilk mağazasını açtığı, 
Dante'nin doğduğu ve İlahi Komedya'yı yazmak için ruhunu beslendiği, 
Leonarda da Vinci'nin  sokaklarını arşınladığı, 
Sandro Botticelli'nin fırca darbelerini konuşturduğu ve ünlü eseri olan Venüs'ün Doğuşu içinde barındıran, 
Michelangelo'nun daha 26 sında geç bir delikanlıyken yaptığı ünlü Davut heykelini görebileceğiniz nadide bir şehirdir.

Şimdi gelelim benim Floransa sokaklarında gezerken çektiğim karelere
1- Bologna'dan yaklaşık 40 dk süren bir tren yolculuğunun ardından Floransa'da beni karşılayan ilk yapı Duomo oldu. Gece ışıklandırılmasının etkisiyle inanlamayacak derece büyüleyici gözüküyor. 

 





2- Signoria Meydanı (Piazza della Signoria  ) Adeta bir açık hava müzesi gibiydi. Orijinali müzede sergilenen Davut heykelinin bir kopyası bu meydanda bulunuyor.
Eğer buralara yolunuz düşerse meydanda ki kafelerden birinde, İtalya'nın harika kahvelerini yudumlarken bu görsel şölene doyabilirsiniz.






3- Ponte Vecchio 1300 den kalma bir köprü.  2. dünya savaşından kurtulmayı başarmış ve üstündeki minik dükkanları ile birlikte günümüze kadar gelmiş. Floransa gezimiz süresince üstüne kaç kez yürüdük hatırlamıyorum. 



Floransa gezi notlarıma devam edeceğim. Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiler.




Paylaş:

15 Şubat 2016

Bologna gezi notları


Dikkat bu yazı bir çok övgü içerecektir. Dayanamayacak olanların burda okumayı bırakmaları şiddetle tavsiye edilir.

İtalya benim görmekten bıkmayacağım bir ülke haline geliyor. Her gittiğimde daha fazla seviyorum o ülkeyi. Akdeniz insanın sıcaklığı, tarihlerine olan saygılarından dolayı bozulmamış şehirleri, çok lezzetli yemekleri beni kendine  çekmeye devam ediyor.

Bologna - Floransa - Venedik üçlüsünü gezip tozma şansını yakaladım  bu sefer.

İlk olarak  Bologna izleminlerimle başlayalım bakalım.

Bolonez sosunun isim babası, Orta Çağ mimarisini ve Avrupanın en eski üniversitesini içinde barındıran, Üniversitesinde Dante'ye ve Erasmus'a eğitim veren  büyülü bir şehir.

Bologna'da kalış sürem oldukça kısa olmasına rağmen bir çok yerini gezdim.
Şimdi ben susayım da çektiğim fotoğraf kareleri konuşsun.

1- Towers of Bologna'dan bir kare. Açıkcası yukarı çıkarken merdivenleri beni çok korkuttu. Çok dik ve zorlu bir tırmanışı göze alıp çıktım. Çıktığıma da değdi. Kızıl şehri, kuş bakışı görmek gerçekten güzeldi.










2- Bologna'da her yol Piazza del Nettuno çıkar dersem başımız ağrımaz. Hadi bakalım fotoğraftaki Neptün'ü bulunuz.



3- Neptün heykelinin karşısında tüm heybeti ile San Petronio Basilica yer alıyor. Büyüklük bakımından Dünyanın 15. olarak anılıyormuş. Henüz bitmemiş olan yapı bu haliyle bile çok ilgi çekici.


 



4-  Bir sonraki durak ise beni en çok etkileyen yerlerden biri.  Archiginnasio di Bologna.
İçinde eski anatomi sınıfını ve el yazması bir çok eseri barındırıyor.
Derslikte otururken buralardan kimler geldi kimler geçti diye düşündüm. 1600  yıllarda böyle bir sınıfta tıp eğitimi almak harika bir duygu olsa gerek. İnsanlar sadece eğitim almamışlar, görsellikler ile ruhlarını da beslemişler. Tavan ve koridorlardaki heykellere ve çizimler mükemmeldi.
















5- Buraya kadar gelmişken Santa Stefano uğramadan olmaz dedim. Dışarıdan bakıldığında tek bir kilise gibi görünsede içinde 7 kilise barındırıyor.




6- İşte bu karede meşhur Venedik penceresiden.























7- İtalyaya gelmişken güzel şaraplarından tatmadan olmazdı. Bol bol  şarap içip bolonez soslu makarna yediğim doğrudur.
Biz Bologna'ya 1,5 gün ayırdık. Bologna gezimizden oldukça memnun kaldım. Havaalanından merkeze ulaşım rahatlığı, kaldığımız süre boyunca hiç yağmur yağmaması bu şehri daha çok sevdirdi bana.
Karnımızı  tıka basa doyurup yeni rotamız Floransa için kızıl şehirden ayrıldık.


 

Paylaş: