6 Haziran 2016

Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır.- Kos adası

Başlıktan da anlaşıldığı üzere tatili bitirip, geri döndüm. Uzun zamandır böyle huzurlu bir 7 gün geçirmemiştim. Tatil için Kos adasını tercih ettik. Tatlı tatlı esen rüzgar eşliğinde, tüm gün bizimle takılan güneşinden mi, yoksa pırıl pırıl denizinden mi bahsedeyim bilemedim.

Daha önce keşif tatilleri yaptığımdan ayaklarıma kara sular inerdi. Yeni yerleri görmenin güzellikleri uğruna değiyor, o durumdan şikayet etmek için yazmadım bunları.
Gelin görün ki böyle tembel tatili yapmanın da tadı bi farklı.

Neden mi Kos? Krakow'dan direk uçuş bulduğumuz için.
Şimdi gelelim tatil anılarıma. Aman daha iki gün önce bu saatlerde dalgalarla dans ediyordum. Ne vakit anıya dönüştüler? Ne acı bir durum bu böyle.

Yunanistan kültür olarak bize çok yakın. Adada kiminle muhabbet ettiysek bir Türk arkadaşı kesin oluyordu. Hepsine de "nasılsın arkadaş?" demeyi öğretmişler sanırım. Türkçe birkaç şey biliyorlarsa, onlardan biri "arkadaş" kelimesi.

Ada olmasına rağmen fiyatlar beklediğimden daha uygundu. Otelimiz herşey dahil değildi. Buna rağmen içecek fiyatları oldukça makul geldi bana. Tabii ki Euro kullanmalarında kaynaklanan durumu göz ardı ettiğimiz sürece makul. Yoksa 1 Euro = 4.40 Zloty.

Birkaç Alman dışında, oteli İngilizler ele geçirmişti resmen. Bol bol ingilizce dinleme pratiği yaptım.

Otelin marketinde çalışan kız Türk çıktı. Çok sempatikti. Kendisiyle sohbet etme imkanım oldu. 1.500 kişiyiz dedi bu adada. Vizelerin kalkmasını çok istiyorlarmış. Türkler adaya gelebilsin diye. Turizm için Türkler tarafından tercih edilir mi bilemedim. Çünkü Bodrum'dan pek bir farklı yok. Hem Bodrum'da tatil yaparlarsa TL ama Kos'ta tatil yaparlarsa Euro harcamak gerektiği gerçeği var.

Bolca kitap okumaya vakit bulabildim. Uzun zamandır okumayı istediğim Dune serisinin ilk kitabına başladım. Akşamları açık havada satranç oynadım. Dedim ya tam bir tembel tatiliydi.

Bir sonraki yazımda da yediklelerimi, içtiklerimi anlatacağım. Şimdi onlarıda işin içine katarsam çok uzun bir yazı olacak. Bu akşam kurs var. Şimdi biraz ders çalışma vakti.

 Karşıda ışıklarını gözüken yer Bodrum. Sabah semalarda dalgalanan Türk bayrağını görmek mümkün.

 Deniz pırıl pırıldı. ilk günlerde biraz dalga vardı. Sonraki günler dalga kalmadı. Çarşaf gibi denize girip durdum. Bir de benim gibi açılmaktan korkan biriyseniz açılın açılabildiğiniz kadar. Boyu geçmiyordu hiç.

    Çok pis mat olduğum doğrudur. İşte bu karede onun kanıtı.




Bunlar da adanın merkezinden kareler.


Tam merkezde cami ve kilise iç içeydi. Sol tarafta cami, sağ tarafta kilise.

Sirtaki geceleri için en şirin sokaklardan biriydi sanırım. Geldi objektifime kondu.





Bunlarda tatildeki Yasemin nasıl mutlu mutlu poz verir sorusunun cevabı.


O kadar dövdürdüm kendimi, onun da karede yerini alması kadar doğal birşey yok bence. Bu poz dövmem şerefine verilmiştir.






Paylaş:

10 yorum :

  1. Çok güzel fotolar, hoşgeldin . Tatil güzel geçmiş ne mutlu sana <3<3<3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş buldum. Teşekkür ederim. Tatil gayet güzeldi.

      Sil
  2. Böyle bir tatile ihtiyacımız var. Bir fırsat oluştursak da bir seyahat yapabilsek biz de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım en kısa sürede bu düşüncenizi olgunlaştırıp, hayata geçirebilirsiniz. Tatil güzel şey :)

      Sil
  3. Farklı olacak ama Suriyelilere rastladınız mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada çalışan Türkler ile bu konuyu konuştuk. Geçen sene oldukça kötüymüş durum. Bir çok Suriyeli varmış. Açıkcası biz zamanımızın çoğunu otelde geçirdiğimiz için rastlamadım.

      Sil
  4. Ayyy Yassss, bayildimm, ne sahane yerler.
    Guzel dovdurmussun kendini begendim:)) Hosgeldin tatil kizi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok güzel bir adaydı. İnsanlar çok sıcak kanlıydı. Güzel bir tatil geçirdim. Vallahi şu dövdürme işini çok sevdim ben. Yakında yeniden dövdürebilirim. Hoş gördüm.

      Sil
  5. Harika kareler yakalamışsın. Muğla tarafları -daha doğrusu Ege- Türkiye'nin cenneti bence. Üniversiteyi 2 sene Marmaris'in göbeğinde okuyan biri olarak emekliliğimde (belki o zamanı bile bekleyemem) bu taraflara yerleşeyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın böyle yerlerde ömrü uzar. Emekliliği beklememek lazım, gençken gitmeli ve daha uzun zaman keyfine varmalı diye düşünüyorum.

      Sil

Bloglar yorumla beslenir. Yorumlarınızı eksik etmeyin.
Sevgiler.