Translate

24 Eylül 2016 Cumartesi

Aktarmalı uçak yolculuğu


Uçak ile seyahat etmek oldukça konforludur. Sizi kilometrelerce öteye en kısa sürede taşıyan toplu taşıma aracıdır. Bu da benim uçak tanımım olsun. Fena olmadı sanki :)
Şimdi gelelim aktarmalı uçak yolculuğuna. Çoğu zaman eziyettir.
En son başımdan geçen aktarmalı yolculuk anımı yazmak için buradayım. Sanırım içlerinde en saçması buydu. ( aa yiğidi öldür hakkını yeme durumu da var. En acınası olan, seneler önceki Amerika uçuşumda başıma gelmişti. Lakin şimdiki yazım acıklı olan ile ilgili değil. Bugünün esas kahramanı saçma olan)

Her zamanki rutini bozmayarak, Almanya aktarmalı İzmir uçuşu için online bilet aldım. Havaalanında biniş kartımı ve bavulumu vermeye gittiğim zaman, görevli sadece birinci uçuş için biniş kartı basabileceğini, diğeri içinse Münih'den yeniden biniş kartı almamı ve bavulumu uçuşuma ekletmemi söyledi. Biraz saçma geldi açıkcası. Daha önce bir çok defa aynı şekilde uçmuş ve çıkış noktasından iki biniş kartımı da alabilmiştim. Hadi bakalım dedim. Aktarma için 3 saatim vardı. Bu zaman bana yeterde artar dedim.
Buraya kadar herşey normal seyrinde görünüyor olabilir. (Şimdi gelişme bölümüne geçelim.). Münihe inince transfer yolcu tarafından geçip terminal değiştirdim. Terminaller arası ulaşım otobüsle yapılıyor. Öyle birinci terminalden ikincisine yürüyemiyorsunuz. Neyse 2. terminala ulaştım. Başladım bir çıkış kapısı aramaya. Lakin etrafta hiç çıkış kapısı yoktu. Bir polise derdimi anlattım. Benim biniş kartım yok. Dışarı çıkıp kartımı almak için uçak firmasını bulmam lazım dedim. İlerdeki pasaport sırasına gir dedi. ( Bu almanların bu soğukluğu da beni benden alacak ) İyi maden polis dedi gideyim bari dedim. Kontrol sırası bana gelince, polise tekrar derdimi anlattım. O da hiç birşey demeden beni geçirdi. Geçmesine geçtim. Artık uçakların son biniş kapılarının olduğu yerdeydim. Lakin bir biniş kartına henüz sahip değildim. Çıkış için bakınırken iki görevli geldi. Onlara da derdimi yeniden anlattım. Beni bi kapıdan geçirip, başka bir bölüme aldılar. Hayda bir pasaport kontrolü daha. O sıra da Almanyadan çıkış yapanların kontrolden geçtikleri sıraymış. Polise pasaportumu verdim. Ne kadar süredir Almanyadasın dedi. Bende henüz indim ve sadece dışarı çıkmak istiyorum dedim. En sonunda bana en yakın çıkışı söyledi ve büyük uğraşlar sonucu kendimi dışarı atabildim. Ama durun bitti mi sanıyorsunuz. Tabii ki hayır. Biniş kartımı alıp valizimi bağlattım. Sonra güvenlik kontrolünden geçtim. Sonra bir pasaport kontrolü daha atlattım. En sonunda uçağa 1 saatten az kala biniş kapının önündeydim.

Yani demem o ki sene olmuş 2016 neden ışınlanmayı bulamamışız. Her gidiş- dönüşüm  türlü olaylara gebe..


15 Eylül 2016 Perşembe

Film haftası

Bazen inci gibi sıraya diziyorum filmleri. Sonra da uzun süre, izleyecek bir şeyler yok diye dert yanıp duruyorum. Son bir haftada farklı konulara sahip olan filmler izledim. Hazır tatil bitmemişken yazayım ki can sıkıntısı çekenlere bir alternatif olsun.
Hazırsanız başlıyorum.

1- Enemy / Düşman


Jose Saramago'nun bir öyküsünden yola çıkılarak çekilen 2013 yapımı bir gerilim filmi.
Üniversitede tarih öğretmenliği yapan Adam Bell'in hayatını konu alan film sürpriz bir son ile bitiyor. Adam, monoton bir hayat yaşarken, izlediği bir film yüzünden kendini akıl almaz bir sorgulamanın içinde buluyor. Film boyunca Adam'ın kendi içinde yaşadığı gelgitlerine tanık oluyorsunuz.

2- Gone Girl / Kayıp Kız

2014 yapımı bir gelirim filmi daha.  Nick ve Amy evliliklerinin 5. yıldönümü kutlamaya hazırlanırlar. Lakin o günün sabahı Amy aniden ve arkasında hiç bir iz bırakmadan kaybolur. 10 gün boyunca geri dönmeyince tüm şüpheler Nick üzerinde yoğunlaşır. Nick bir yandan şüpheleri dağıtmaya bir yandan da Amy ne olduğunu çözmeye çalışır.


3- Stranger Than Fiction / Lütfen Beni Öldürme


2006 yapımı olan Fantastik komedi türünde bir film. Bir sabah uyandığınızda birinin kafanızdan geçenleri adeta bir kitap gibi size okuduğunu duysanız ne yapardınız. Film karakterinin neler yapacağına bir bakın derim.


4- Interstellar /  Yıldızlararası

2014 yapımı olan bir bilim kurgu. Uzunluğunu dert etmeyecekseniz izleyin derim. Lakin film gereksiz uzun. Dünya yaşamını tehdit eden sorunlarla başa çıkmak için gidilen bir uzay yolculuğunu konu alıyor.

5- Bruce Almighty / Aman Tanrım



İşlerin aksiliğinden dem vuran bir adamın tanrı ile arasında geçenleri konu alan bir komedi filmi. Jim Carrey  sevenlerdenseniz ve halen izlemediyseniz izleyin derim.



6-Cinayet anıları


Güney Kore yapımı olan  bu film, seri bir katilin peşinde olan birkaç dedektifi konu alıyor. Bildiğiniz kedi fare oyunundan farklı bir kovalamaca içinde geçen film sizi tepetaklak edecek bir finale sahip.

Filmler hakkında yazacaklarım bu kadar. Bunların hariçinde "the night of" adı diziyi izledim. Onu da farklı bir zamanda yazabilirim. Bu hafta başı da the night manager adlı diziye başladım. Şimdilik ağır ağır ilerliyor dizi. Bitirince onun hakkında da bir şeyler karalarım artık.


9 Eylül 2016 Cuma

Kindle için taşıma çantası

Kitap okumak benim için hayatın bir rutini. Üniversite yıllarımda şiir kitapları ile başladığım bu yolculuğa bir çok kitap ekleyerek devam ediyorum. Kitap almaktan ve kitapçılarda vakit geçirmekten çok hoşnutum. Son iki senedir, yurt dışında olduğun için buradaki kitapçıları hayran hayran gezerken, kitap alma zevkinden mahrumum.  Taşıma kitaplarla da değirmen dönmüyor. Bende bu nedenle kindle  aldım kendime. Türkçe kitap bulmak konusunda bazen sıkıntı çekiyorum. Lakin çok problem değil. Bulabildiğim kitapları okuyorum. Bu sene 16 kitap okudum. Sene sonunda okuduğum kitapları ayrıntılı bir şekilde yazmayı planlıyorum. Aslında kitapları bitirir bitirmez yazsam daha iyi olacak farkındayım. Belki 2017 de blogumda okuduklarıma daha ayrıntılı yer veririm.

Şimdi gelelim bu yazının baş kahramanı olan kindle taşıma çantama. Kitaplar için taşıma çantaları diktikten sonra, Buradaki linkten kitap çantaları yazıma ulaşabilirsiniz."Yasemin olmaz  böyle kindle'nın başı kel mi dedim ve kolları sıvadım." Kendim için bir kindle çantası diktim. Çantayı bitirdiğimde çıkardığım işten oldukça memnun kaldım. Kindle içine yerleştirebileceğim bir bölmesi var. Okurken kılıfı sağa sola koymak zorunda kalmayacağım. Ayrıca çantanın içinde rahat  taşımak için içine bir cep ekledim. Okuma işi bitince, okuma bölümünden çıkarıp cihazı cebe yerleştiriyorum. Böylelikle minicik şirin bir çantaya dönüşüyor.

Bu çantayı sipariş üzerine dikmeye karar verdim. Çünkü çok spesifik bir ürün. Kindle kullanımı şuan Türkiye'de çok yaygın değil.

Eğer sizde kindle kullanıcıysanız ve sadece size özel bir taşıma çantanız olsun istiyorsanız bana yazın.









3 Eylül 2016 Cumartesi

Kitap severler için özel çalışmalar

Beni takip edenler kitap sever biri olduğumu bilirler. Elimden geldiğince hayatımın her döneminde kitaplara yer vermeye çalışıyorum. Kitap okumak beni ve ruhumu dinlendiriyor.
Tabii yurtdışında yaşadığım için kitap temininde biraz zorlanıyorum. Onun önüne de kindle alarak geçtim. Şimdi kitaplara ulaşmam daha kolay. Bazen istediğim kitabı bulamıyorum. Onlarıda not aldım. Türkiye'ye gidince alıp okuyacağım. 

Şimdi gelelim aslı anlatmak istediğime. Kitapları bu kadar çok seven bir tasarımcının kitaplara özel çantalar dikmesi gerek dedim ve kolları sıvadım. Hepsi birbirinden farklı kitap taşıma çantaları diktim ve dikemeye devam ediyorum. Bu sefer tümüyle benim tasarımım. Düz kumaş üzerine desenleri dikiyorum ve yazıları işliyorum. 3 cm kalınlığına kadar her kitap için uygun. Kendinden ayraçları var. Kolay taşınması içinde sapları var. Ayrıca kalem taşımak içinde bir yeri var. Kitabı içinden çıkarmadan okuyabiliyorsunuz.

İlham aldığım şeyler kullanmayı sevdiğim üç araç. Araba, bisiklet ve motor :) 

İşte ortaya böyle işler çıktı. Evet biraz uğraştırıcı lakin çıkan işten çok memnunum. Bir süre daha kitap çantası devam edeceğim sanırım. Henüz yapım aşamasında olan bir çanta daha var onu paylaşmadım. Kedi sevdalısı tatlı mı  tatlı biri için dikiyorum onuda. Üstünede kendi ismini işleyeceğim. Tamamen ona özel olacak.
Sizde kendinize özel bir Nachnuch isterseniz veya sevdiklerinize, özel bir günde özel bir hediye almak isterseniz bana yazabilirsiniz.
Yılbaşı yaklaşıyor. Sizce de kitap sever arkadaşınız için güzel bir hediye alternatifi olmaz mı?
Ayrıca beylere de seslenmek istiyorum. Kitap sever bir sevgili için alınabilecek şirin bir hediye bu. Aklınızda bulunsun ;)
Sevgiler. 











1 Eylül 2016 Perşembe

Bardağın dolu tarafını görebilmek


Hayat, kendi seçimlerimiz üzerine şekillenir çoğu zaman. İstisna durumlar hariç.  En kötüsü de hastalık olsa gerek. Onun dışında neden bardağın dolu tarafını görmekte bu kadar zorlanıyoruz. Yaklaşık 3- 4 aydır bilinç altı programlara ilgili yazılar okuyup, paylaşılan videoları izliyorum. Temelde söyledikleri tek şey var. Olumsuz düşünceyi bırakın. Etrafta bir enerji akımı var ve onu doğru kullandığınız taktirde herşey yoluna girecektir.

Bir uçak düşünün, enerjisini düzgün kullanamasa, o koca kütle yerinden kalkıp gökyüzünde süzülebilir mi? Biz insan olarak düşünce yetisine sahip varlıklarsak, düşüncelerimizin bizi yönlendirebiliyor olması olası değil midir?

Ben yapamıyorum?
Neyim var ki bu hayatta?
Herkesin hayatı benimkinden iyi.
Bunların hepsi negatif kodlar.

Eğer bugün sabah yatağından kalkıp, ise yetişebilmek için koşturuyorsan, mutlu olmalısın. Demek ki seni taşıyan bacakların halen işlevini görüyor.

İş yerinde muhabbet edebiliyorsan yalnızım diye yakınmamalısın. Demek ki iletişim kurabilecek kadar sağlıklısın.

Yapacak hiç birşey yok. Televizyon da veya internette dolaşıp duruyorum diye söyleniyorsan aslında çok şanslısın. Demek ki onları görebilme yetisine sahipsin.

Aslında hayat bizim onu yaşadığımızdan çok daha basit. Sadece olumsuz düşünerek, onun bizi mutsuz etmesine zemin hazırlıyoruz.


Her zaman olumsuz düşünceler denizinde yüzerseniz nasıl karaya çıkmayı hayal edebilirsiniz ki.

25 Ağustos 2016 Perşembe

Emeklerimin boşa gitmesi

Başlık kısa ve net oldu farkındayım. İçinde bulunduğum durumu tam anlamıyla anlatan bir başlık atmak istedim. Arkadaşımla birlikte, ortak bir proje gerçekleştirmeye karar vermiştik. Kendisi çok cici pareolar yapıyor. Tamamen el işçiliği ile baskılarını büyük bir özenle yapıyor. 

Bir gün yazışırken, ortak bir çalışma yapmaya ne dersin fikri çıktı ortaya. Ben rengarenk plaj çantaları dikecektim ve onun renkli ve cici pareoları ile birlikte takım halinde satacaktık. Oturdum 6 tane çok cici plaj çantası diktim. Bir hevesle verdim postaya. Polonyadan İstanbula gideceklerdi. Gideceklerdi diyorum çünkü gidemediler. Yerine ulaşmadı. Üstünden 2 ay geçmesine rağmen paketten ses seda çıkmadı. Bu güne kadar gönderdiğim hiç bir pakette böyle bir aksilik yaşamamıştım.

Emeğime, arkadaşımla birlikte kursağımda kalan hevesimize çok üzüldüm. Çantaların fotoğraflarını da çekmemiştim. Aklıma geldikçe bol bol söylenip duruyorum. Eğer o sevgili gümrük memurları, onları kendilerine bir hediye olarak görüp aşırdılarsa, kullanmak nasip olmasın. Ellerinde paralansın çantalar. 

Kısmet değilmiş dedik. Ama yılmadım. İzmir'e gittiğim zaman bu projeyi yeniden hayata geçireceğim. 

Şimdilik eski bir Nachnuch ile Nihan'ın yapmış olduğu bir pareonun fotoğrafını paylaşmakla yetiniyorum. Seneye rengarenk Nachnuchlar ile pareolar sizlerle olacak umarım. 


Annemin dün söylediği bir atasözü ile kapanış yapayım. Sanırım içeriğe cuk diye oturuyor. 

Kul plan yapar, kader gülermiş.

Umarım son gülen ben olurum ;) 





16 Ağustos 2016 Salı

Spor yapmanın en keyifli yolu

Bisiklet hayatıma girdiğinden beri, bu iki teker spor yapmanın en keyifli halidir diyebilirim. Öyle spor salonu diye adlandırılan dört duvar arasına hapis olmuyorsunuz. Temiz hava, eğer yaşadığınız yer bisiklet sürmeye elverişli ise güzel bir manzara eşliğinde yakıyorsunuz istemediğiniz kiloları.

Benim derdim kilo vermek değil. Zaten ömrüm boyunca kilo ile sorunum olmadı. Yiyip, çabucak yakanlardanım ben. Hareket etmeyi çok severim. Saatlerce hareketsiz oturmak beni acayip sıkar. Şimdi günde 1 saat bisiklet sürüyorum. Buralara bir anda soğukların pıt diye geleceğini bildiğimden, ne kadar sürsem o kadar kardır diyorum. Kışın burnumunuz uçunu dışarı çıkarsak donuyor. Pedallamak olanaksız olacak. Geçen hafta hasta halimle bile çıktım. En sonunda mikroplar bıkıp terketti beni. Bu kızın bizi hiç salladı yok dediler kesin.

Çok güzel parkurlar keşfediyoruz gün ve gün. Dağ bayır gidiyoruz. Zaten o amaçla dağ bisikleti aldık. Aslında benim bisikletim hibrit diye geçiyor. Oturuş pozisyonu açısından şehir bisikleti gibi lakin dağ yollarında, patikalarda kullanmak için de uygun. Hafta sonu evin yakınlarında bir yapay göle gittik. Eskilerin taş ocağı, şimdilerde ise dalış öğrenmek için kullanılan bir göl. Çevresinde bisiklet sürmek için çok güzel bir ormanlık alan vardı. Yokuşlar, minik patikalar. Sürüşü oldukça heyecan vericiydi. Adrenalin dolu bir sürüş oldu :) Ben bazı yerlerde biraz tırsıyorum lakin ilk günlere göre oldukça cesaretliyim.




     Bu ise minik bir gökkuşağının fotoğrafı.

  



Bu yeşil alanın adı ise saklı cennet. Gerçektende çok güzeldi. Kocaman bir yeşil alan ve çevresinde meyve ağaçları. Saklı cenneti sevmemin bir diğer nedeni de dalından taze meyveler yiyebildiğimden sanırım. Ne lezzetti elmalar var bir görseniz. Ayrıca Polonya halkının erikten hiç haberi yok. Hepsi dalında duruyor canım eriklerin. Bende itina ile toplayıp mideye indiriyorum.  Fotoğrafta da hasta olduğum yüzümden belli :)


İşte bu fotoğrafta ise saklı cennetteki elma ağacından, elma aşıran ben. Artık cennetin yolları bana kapalı.


Aşağıdaki kareler ise dünden. Aynı yere farklı bir yolla gittik bu sefer.


Bu ise kendim için diktiğim Nachnuch çantam. Nasıl rahat bir kullanımı var anlatamam. Hafif ve kocaman bir hacime sahip. Herşeyimi kolaylıkla taşıyor.



En son karede minik baykuşu gördünüz mü? Arkadaşım bisikletim için bir hediye almış. çok şirin değil mi? Kendisi bir sibop kapağı :)  Aslında içimdeki kız çocuğuna kalsa, bisiklete devamlı bir şeyler ekler durur lakin dağ bayır kullanımı için pek uygun olmayacak bir hale getirmek istemiyorum onu.